menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Harap Şehir

13 0
08.02.2025

Dün şehrimizin çarşısında dolaştım. Her taraf harap, gezindiğim adresi tanımakta zorlanıyorum. Çocukluğumun hatıraları silinmiş. Buna çok yandım. Çarşının neredeyse her dükkanı ile muarefem vardı. Eş, dost, aşina, alışveriş yaptığım yerler, sohbet, muhabbet ettiğimiz mekanlar hepsi yıkılmış. Osmanlı'nın şehrimize son yadigârı Yeni Cami'in tahribatını görmek beni de harab etti. Camiin inşasında cennet mekan Sultan Abdulhamid'in de on bin altın şahsî nakdi yardımı olmuş.

Ortaokul yıllarımda mukabele takip ettiğimiz, hatimle teravih kıldığımız, Sakal-ı Şerif ziyareti yaptığımız mübarek camimiz. Rabbim o doyumsuz hatıralarımı Alem-i Ahirette tekraren bana yaşatır mı! Niyaz ve ümidimdir.

Otuz yılı aşkın bir süre camide hatimle teravih namazını kıldıran Hasan Hocayı bulup taziye vermeliyim. Taziyem kederini hafifletir mi bilemiyorum.

Yıllar önce mihrabın sağ üst yanında talik hatla yazılı نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ayetini okuyabildiğim zaman payansız bir ümitle çok sevinmiştim hiç unutamam.

Ancak çok zaman sonra Kur'an’dan devamındaki ayetin "Ve enne azabî hüvel azabul elim" olduğunu fark edince bir bektaşi fıkrası hatırıma geldi: Niye namaz kalmıyorsun ta'zirine adam Kur'an’da 'La tekrebussalate', 'namaza yaklaşmayın' ayeti var der. Ayetin devamını oku denilince de ben hafız mıyım diyerek kendini kurtarmaya çalışır. Anladım ki bektaşilik benim nefsimde de varmış!

Çok geniş zannettiğim çarşı alanı meğerse az bir yermiş.........

© Risale Haber