menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MODERN ÇAĞDA İNSAN

7 0
12.06.2026

Bu metin, tevâzu ve kibri yalnız bireysel ahlâk meselesi olarak değil, insanın varoluş biçimi olarak ele alıyor. Bunu modern toplum eleştirisi üzerinden yeniden düşündüğümüzde son derece çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor.

İnsanın kendi sınırını bilmesi ve Allah’ın büyüklüğünü idrak etmesi. Birincisi ontolojik bilinçtir; insanın zayıflığını, faniliğini, muhtaçlığını kavramasıdır. İkincisi metafizik bilinçtir; kudretin, azametin ve mutlak otoritenin Allah’a ait olduğunu kalpte büyütmektir. Bu iki bilinç birleştiğinde nefis doğal olarak küçülür. Küçülme aşağılık duygusu değildir; yerini bilme hâlidir. Tevâzu, insanın hakikat karşısında doğru konumlanmasıdır.

Modern kurgu tam da bu konumu bozuyor. İnsan merkezli, hatta “ben merkezli” bir paradigma üretiyor. İnsana haddini değil, sınırsızlığını telkin ediyor. Böylece tevâzunun ilk kaynağı olan “nefsini tanıma” yok oluyor. İnsan artık zayıflığını değil, gücünü; muhtaçlığını değil, sahip olduklarını; faniliğini değil, imajını konuşuyor. Sosyal medya dili bunun en somut tezahürü: herkes kendini vitrine koyuyor, kendini büyütüyor, kendini merkezleştiriyor. Bu dil zamanla kibri normalleştiriyor.

Kibir “hakkı kabul etmeyi terk etmektir,” diye tarif edilmiştir. Bu tarif bugün çok daha anlamlı. Modern kibir yalnızca başkasını küçümsemek değildir; hakikati küçümsemektir. “Kibir, hakkı inkâr ve insanları tahkir etmektir” hadisi, çağın en büyük problemini işaret ediyor. Günümüz insanı, kendine uymayan hakikati “geri”, “ilkel”, “çağ dışı” diye etiketleyebiliyor. Böylece hakikat, kişinin hevesine göre şekillendiriliyor.........

© Pusula Gazetesi