Haydi gelin şarkı–türkü üretelim; ama nasıl?
Birkaç haftadır yapay zekayla ilahi, şarkı, türkü vb. türlerde yapay zekayla müzik üretiyor ve bunları sosyal medyadaki hesaplarımdan yayınlıyorum. Henuz içini tam oluşturamadım ama bir de maneviyatmuzikleri.com sitesi kurdum, bu eserleri orada yayınlayacağım. Bu müzik çalışmalarıyla şunları yapmıyoruz: Ne popüler müzik üretiyoruz, ne piyasa ilahisi, ne de yalnızca nostalji olsun diye yapılan klasik taklitler… Biz başka bir şey yapmaya çalışıyoruz.
Metni, yani seçtiğimiz güfteleri; onların taşıdığı mânâyı ve sesi yeniden ibadet alanına, yüreğe yaklaştırmak istiyoruz. Bugün birçok şarkı, türkü, sanat müziği eseri ve ilahi, içerik bakımından zayıf olduğu gibi; fazla gürültülü, fazla dramatik ve fazla sloganvari bir dile mahkûm edilmiş durumda. Oysa gelenekten gelen musikimiz, kalbe de ttesir edderek derin bir irfanî yük taşıyordu. Günümüzdeki müzik anlayışı bu yükü büyük ölçüde terk etti.
Aslında terk edilen şeyler çok açık: Sakinlik, düşündürebilme, insanı kendi muhasebesini yapmaya davet eden o içe çekici etki…
İnsanlar yoruldu. Sürekli bağıran seslerden, cinsel imalardan, sloganlardan ve iddialardan bunaldı. Bu yüzden eskimeyen güfteyi ve sahih besteyi, yeni bir dil ve imkânla şahıslara ve topluma yeniden sunmak herkese iyi gelecektir.
Ürettiğimiz müzik kimseye parmak sallamıyor; kimseyi korkutmuyor, kimseyi hizaya sokmuyor. Sadece şunu söylüyor: “Gel, bir dur da dinle. Bir nefes al. Yüreğini bulutlandır ki, manevi yağmurlar çorak araziyi uyandırsın.”
Bu yüzden Erzurum’un........
