menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilim hakikate yaklaştırdı mı?

17 0
22.05.2026

Çağı sorgularken ilim meselesi tam merkezde duruyor. Çünkü İslâmî düşüncede ilim sadece bilgi birikimi değil, aynı zamanda bir “yakınlaşma” vasıtasıdır. Bilmek, hakikate yaklaşmaktır. Hakikate yaklaşmak ise nihayetinde Allah’a yaklaşmaktır. Bu yüzden yakîn kavramı ilmin kemâline işaret eder. Kur’an’ın ilme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn diye ayırdığı mertebeler, bilginin sadece zihinsel değil, varoluşsal bir derinlik taşıdığını gösterir. İlme’l-yakîn, haberle ve nazarla elde edilen bilgidir. İnsan araştırır, düşünür, delil bulur ve bir sonuca varır. Modern bilim bu sahada olağanüstü bir başarı göstermiştir. Fizik, kimya, biyoloji, astronomi… Maddeyi çözmüş, atomu parçalamış, galaksileri haritalamış, genleri kodlamıştır. Bu anlamda insan eşyanın bilgisine hiç olmadığı kadar yaklaşmıştır. Fakat burada bir kırılma yaşanmıştır: İlim nesnede kalmış, müessire yürümemiştir. Eşyanın ilmi vardır ama o ilmin sahibi yoktur denilmiştir. İşte uzaklık burada başlamıştır. Çünkü ilme’l-yakîn, eşyayı bilmekle sınırlı kaldığında insanı hakka götürmeyebilir. Bilgi artar fakat yakınlık artmaz. Ontoloji çözülür ama ontolojik kaynağa yönelinmez. Bu durumda bilgi bir aydınlanma değil, bir yoğunlaşma üretir. İnsan daha çok bilir ama daha çok yalnızlaşır. Daha çok keşfeder ama daha çok merkezini kaybeder. Modern ilmin pozitivist yorumu, bilginin metafizik boyutunu sistemli biçimde dışarıda bırakarak ilmi hakikatten........

© Pusula Gazetesi