Sınırlar kapatıldı, sırada ne var?
İran’da savaş her geçen gün derinleşiyor. Başkent Tahran’a yönelik saldırılar, bölgedeki kırılgan dengeleri daha da hassas hale getirdi. Türkiye ise gelişmeleri yalnızca uzaktan izleyen bir ülke değil. Çünkü İran, bizim kapı komşumuz, aramızda yüzlerce kilometrelik bir sınır hattı var.
Savaşın ilk günlerinde en büyük endişe bir göç dalgasıydı. “Tahran vuruldu, insanlar sınırlara yığılır mı?” sorusu herkesin zihnindeydi. Ancak beklenen olmadı. İran halkı ülkesini terk etmedi. Aksine ABD ve İsrail’in hava saldırıları sürerken meydanlara çıktı, tepkisini gösterdi.
Bugün tablo böyle ancak savaşların seyri bir gecede değişebilir.Türkiye, olası bir düzensiz göç ihtimaline karşı hızlı davrandı. Van Kapıköy, Hakkari Esendere ve Ağrı Gürbulak sınır kapılarında yolcu geçişleri durduruldu. Ticaret sürecek, ancak insan hareketliliği kontrol altına alınacak. Bu karar, “ihtiyatlı devlet refleksi” olarak okunmalı.
Çünkü mesele sadece göç değil. Savaş ortamları yalnızca sivilleri yerinden etmez, istihbarat savaşlarını da beraberinde getirir. İran’da yaşanan son gelişmeler, içerideki yapılanmaların ve sızmaların ne kadar hayati sonuçlar doğurabileceğini gösterdi.
Devlet güvenliği dediğimiz kavram tam da burada anlam kazanıyor. Türkiye uzun süredir “Terörsüz Türkiye” hedefiyle ciddi bir mücadele yürütüyor. İçişleri verilerine göre ülke sınırları içinde aktif terör unsuru neredeyse kalmadı. Ancak sınır hattı her zaman dikkat ister. Özellikle Hakkari ve Ağrı hattı, coğrafi yapısı nedeniyle daha hassas bir bölge. Van sınırına örülen güvenlik duvarı önemli bir adım. Fakat sadece fiziki tedbir yetmez. İstihbarat, sınır güvenliği ve insan kaçakçılığıyla mücadele eş zamanlı yürütülmeli.
Transit konumdaki Erzurum da bu denklemde kritik. Doğu’dan gelen her hareketlilik, önce bu hattı yoklar.
Bir diğer önemli başlık ise içerideki güvenlik zafiyetleri. Güvenlik politikaları üzerine değerlendirmelerde bulunan Cihat Yaycı, FETÖ ile mücadelenin aynı zamanda dış istihbarat servislerine karşı mücadele anlamına geldiğini vurguluyor. Bu tespitin altı boş değil.
Kapı komşumuzda yaşanan savaş bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Devlet refleksi geç kalırsa bedeli ağır olur. Şimdilik sınırlar kapalı. Yolcu geçişi yok. Önleyici tedbirler devrede.
Ama asıl soru şu: Savaş büyürse biz ne kadar hazırız?
Türkiye’nin önceliği net olmalı. Sınır güvenliği, istihbarat bütünlüğü ve iç tehditlere karşı sıfır tolerans. Çünkü ateş komşunun evindeyse, dumanı mutlaka size ulaşır.
