BORÇLANMA-2
Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki dış borçlanma durumunun özeti şöyledir:
1838 tarihindeki Osmanlı-İngiliz Ticaret Antlaşması (tarihte yaygın bilinen ismiyle Balta Limanı Antlaşması) ile kapitalist ülkelerin açık pazarı haline gelen Osmanlı ekonomisinde dış ticaret bilançosu açıkları gittikçe artmaktaydı. Buna devlet bütçesi açıkları da eklenince İmparatorluktaki gelir-gider dengesizliği büyümüştü. Başka türlü finans kaynağı bulamayan İmparatorluk ancak 1854 yılına kadar dış borç almamaya dayanabilmişti. Peki sanayi devrimini üretim yapısına adapte etmeyi başaramayan İmparatorluk ilk dış borç alma tarihi olan 1854 yılına kadar ekonomisini nasıl idame ettirmişti? Bunu 1854’e kadar sahip olduğu altın ve gümüşü ihraç ederek başarmıştı. Teknik kavram olarak söylemek gerekirse, “birikmiş tasarruflarını çözme” yöntemini kullanmıştı denilebilir. 1854 yılından sonra ise borçlanma yöntemini kullanarak ekonomik işleyişini devam ettirmeye çalışmıştır. Ancak borçlanma süreci İmparatorluğun ekonomik çöküşünü hızlandırmıştır.
1854’te Kırım Savaşı’nın finansmanı için aldığı ilk dış borcun devamını hiç kesememiştir. İngiltere’den 2,5 milyon altın alınmış ve 3,3 milyon altın lira borçlanılmıştır. Bu borca, Mısır vergisi karşılık gösterilmiştir. Alınan borçların lüks tüketime ve askeri harcamalara gitmesi, borç batağını daha da derinleştirmiştir.
1854-1877 arasında 228,1 milyon borca karşılık, taahhüt 344,3 milyon olarak gerçekleşmiştir. Her alınan borç için bir bölge veya vilayetin geliri karşılık gösterilmiştir. Görüldüğü gibi Osmanlı İmparatorluğu’na borç veren batılı ülkeler hem verdiği borca karşılık yüksek karşılık almaktadır hem de bu yolla İmparatorluk üzerinde siyasi kontrol sağlamaktadır. Bu yöntem Cumhuriyet döneminde ise IMF ve Dünya Bankası aracılıyla 1950’li yıllardan 2013’e kadar kullanılmıştır.
Bu gelişmeler sonucunda, Osmanlı İmparatorluğu’nun borçlarını ödeyememesi üzerine, iç alacaklılar durumunda olan Galata Bankerleri ve Osmanlı Bankası ile 10 Teşrinisani (Kasım) 1879’da “Rüsum-u Sitte İdaresi” kurulmuştur. Bu anlaşma ile tuz, tütün ve ispirto gibi 6 önemli gelir kaynağı, Galata Bankerleri’ne rehin edilmiştir. Bu anlaşma dış alacaklılara da örnek teşkil etmiş ve 20 Kanunievvel (Aralık) 1881’de Muharrem kararnamesi ile “Düyun-u Umumiye İdaresi” kurulmuştur. Burada ilginç durum ise şudur; 1854 yılından önce de İmparatorluğa........
