menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD, İSRAİL-İRAN SAVAŞININ EKONOMİK YANSIMALARI

14 0
09.03.2026

 ABD, İsrail-İran Savaşı, dünyada farklı bir sosyo-ekonomik ve siyasi düzenin kurulması olarak düşünülebilir. Buna göre, artık demokrasi, insan hakları, ülke bağımsızlığı gibi hakların yerine ya “güçlü hep haklıdır düzeni”, “İsrail’in düzeni”, “Yahudi düzeni”, güçlüye biat yoksa “öldürmek haktır düzeni” gibi insanlığı ve insan onurunu, devleti ve devlet onurunu ayaklar altına alan düzen kurulmaya çalışılmaktadır. Tabii ki bu gidişatın temel müsebbibi, Gazze’de 70 bin suçsuz insana soykırım uygulayan, şimdi de İran’a saldırı için Epstein kozunu kullanarak Trump’ı ve ABD’yi kullanan İsrail’dir.

            Dünya ekonomik ve siyasi sistemi 1450-1750 arasında uygulanan merkantilizme benzer bir anlayışa yönelmiş durumdadır. Merkantilizme göre, bir ne kadar çok altın ve gümüş gibi değerli madenlere sahip olursa o kadar güçlü olur. Günümüzde ise ABD ve onun yöneticilerine göre, bir ülke ne kadar çok petrol ve doğal gazı kontrolüne alırsa o kadar güçlü olacak anlayışı hâkim olmuştur. Dünyada farklı ve yanlış bir düzen oluşmaktadır. Buna göre; güçlünün düzeni, İsrail düzeni, Yahudi düzeni gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu düzenin kurulması başarılı olursa, sadece ABD ve İsrail’e hizmet edenlerin yaşamasına müsaade edilip, diğer tüm insanların öldürülmesi yönünde bir anlayış olacaktır. Açıkça kölelik düzeni kurulmaya çalışılmaktadır. Bu doğrultuda, eğer İran’a yapılan saldırı başarılı olursa, tüm dünya ABD ve İsrail’in güdümüne girmiş olacaktır. Ülkelerde sosyo-ekonomik ve siyasi istikrar olmayacaktır.  Örneğin, İran’da rejim değişirse bu defa İran’ın iç istikrarsızlığı başlayacak ve belki de on yıllarca devam edecektir. Saldırının başarısız olması durumunda ise İsrail’in bölgede yaşaması çok zor olacak ve ABD hâkimiyeti sona erecektir. Bu durumda, Çin, Rusya, İran, Kuzey Kore gibi ülkelerin itibarı artacaktır.

Batılı devletlerin doğu ülkelerine üstünlük sağlamaları teknoloji ile olmuştur. 1760’larda birinci sanayi devriminin İngiltere’de başlaması ve bu gelişmeleri doğu ülkeleri yapılarına adapte edememeleri ile birlikte, o gün bu gündür doğu ülkeleri sosyo-ekonomik ve siyasi olarak kuşatma altındadır. Bunun değiştirmenin temel yolu, teknolojik üretimi artırmak ve duyguyu değil, aklı ve bilimi ön plana çıkarmaktır. Aksi durumda, batının kontrolünde veya izin verildiği sınırlarda yaşamak mümkün olacaktır. Akıl ve bilim ön plana çıkarılmazsa, batılı ülkelerin kölesi konumunda hayatını devam ettiren doğu veya İslâm coğrafyası oluşturulacaktır. Özellikle sanayi devriminin İngiltere’de ortaya çıkmasında katkısı olduğu vurgulanan Afrika’dan getirilen kölelerin emeğinin sömürülmesi gibi!

            ABD ve İsrail’in İslâm coğrafyasında bu kadar tepki görmeden birer birer ülkeleri bir anlamda yok etmelerinin altında yatan temel sebep ise bu ülkeler arasında dayanışma ve birlik anlayışının olmamasıdır. Bu........

© Pusula Gazetesi