menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maarifin Davası: "Kapitalist Anlayışa Karşı Ruhun Dirilişi"

7 1
10.02.2025

Nurettin Topçu, pragmatik eğitim sistemini, kapitalizmin insanı maddi çarklara mahkûm eden ve ruhunu körelten kullanışlı mekanizması olarak görür. Ona göre; “Hemcinsini çiğneyip geçme yarışı manasında rekabet hürriyeti esasına dayanan modern kapitalizm, insanlığı patronlarla, esirler halinde ikiye bölen bir büyük musibettir. Devrimizin afetidir.” Okul artık insanı hayata bütün olarak hazırlayan bir ocak değil, var olma idealini kaybetmiş, diploma peşinde koşan gençliği iş hayatına hazırlayan, ekonomik sistemin hizmetinde fabrikadır. Bu fabrika, çocukları müfredatlarla biçimlendirir, sınavlar ve notlar ile sıralar, dönemin ihtiyaçlarına uygun mesleki becerilerle donatır ve nihayetinde onları tüketim kültürünün makineleşmiş üreticisi ve aynı zamanda müşterileri haline getirir. Topçu’nun eleştirisi, sadece eğitim kurumlarının işleyişine değil, insanın anlam arayışını yok eden bir medeniyet krizinedir. Krizin kaynağı kapitalizmdir. Kapitalizm ise bir zihniyet sorunudur. Kapitalizm insanı "ne kadar üretirse o kadar olan" bir varlığa indirger. Üretim için yarışan insan ruhu, metalaşır ve bencillik normalleşir, aidiyet duygusunu körelir. İnsanın isyan iradesini ortaya koymaya cesaretleneceği ilk öykünmede iradeyi nefsin tahakkümü karşısında yok eden koca bir sistemin adıdır kapitalizm.
Kapitalizmin etkisindeki pragmatik eğitim felsefesinin hâkim olduğu müfredatlar ve eğitim sistemleri, öğrencileri; sınav puanlarıyla ölçülen, sıralamalarla değer biçilen ve nihayetinde ekonomik sistemin çarklarına uyumlu hâle getirilerek araçsallaştırılan birer ürüne dönüştürür. Notlar ile başarı sayılara indirgenirken sanat, felsefe veya maneviyat gibi insanı insan yapan unsurlar, müfredatın kenarına itilir. Fabrika benzetmesi burada anlam kazanır. Sınıflar üretim bantları, öğretmenler montaj işçileri, diplomalar ise standartlaştırılmış kalite belgeleri gibidir. Bu sistem insanı, kendini sürekli tüketen, ancak hiçbir zaman "hayatı" sorgulamayan bir varlık haline getirir. Topçu için; “Madde/ruh mücadelesi, yeryüzünde madde ve ruh, birincisi sonsuz ihtiraslar ve sefaletlerle yüklü olarak, ikincisi ise Allah'tan ilham ve işaret alarak koşmakta ve daima daha ileri atılmak gayesiyle müsabaka halindedirler. Madde ileri gitti mi aramızda kinlerle garazlar ve düşmanlıklar çoğalıyor, daha varlıklı yaşamak için sanki her hareketimizde ölüyoruz; ruh ileri gidince dünyamız aşkla, iradeyle, ilhamla doluyor; her hareketimizde ebedileşiyor ve ölürken bile ebedî olmak için ölüyoruz. En ufak hareketlerimizin içerisinde bile ruhla madde birbiriyle boğuşmaktadır.”
Kapitalizm, eğitimi rekabet ve bireysel başarı üzerine kurgulayarak okulları bir kriz alanına dönüştürür. Sınavlar ve ödül sistemleri, öğrencileri bencilliğe iterken dayanışmayı yok sayar. Nurettin Topçu’ya göre bu sistem, ruhu önemsemeyen ve insanı maddi çıkarlara esir eden 'ruhsuz nesiller' yetiştirir. Ona göre gerçek eğitim, ruhun olgunlaşmasına ve manevi derinliğe dayanmalıdır. “Önceden sırf bedenden ibaret maddi şahsiyete sahip olan........

© Pusula Gazetesi