İran denkleminde Kürtler nereye düşüyor?-1
Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge Projesi Ekim 2024 tarihinde başladı. 27 Şubat 2025 tarihinde KCK/PKK’nın İmralı’daki elebaşı Abdullah Öcalan, kanlı örgüte silah bırakma çağrısı yaptı. Olağan bir şekilde TV ekranlarında terörsüz bölge proje ile ilgili yorumlar, değerlendirmeler yapılıyor. TV ekranlarına çıkan her konu uzmanları ellerinde çubuklarla bol keseden savurdular. Belki birkaç isim hariç hiçbirisinin ne saha nede terör örgütü konusunda uzman olmadıklarını gördük.
Suriye’deki gelişmeler, Irak’ta mevcut durum uzmanların aksine Türk Devlet aklı tarafından tereyağından kıl çeker gibi yürüyor. TV ekranlarındaki eli sopalı uzmanlar İran - İsrail/ABD savaşı üzerine hem PKK, hem de İran içerisindeki terörist unsurları yine saha sürdüler. Öyle bir hava estirdiler ki, adeta terör unsurlarını her kilidi açan maymuncuk haline getirdiler.
Devirdikleri çamlar ile gülünç duruma düşseler de televizyonlar onları ekrana taşımaktan, onlarda boş atmaktan caymadılar. Oysa ciddi bir akademik kadrodan oluşan İran Araştırmaları Merkezi var, İran’ı ve Kürt yapısını iyi tanıyan akademisyenler var. Onları kimsenin dikkate almaması dikkat çekici bir durum.
İran Kürtleri üzerine saha çalışmaları yapan Batman Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Dünya Başol saha çalışmalarıyla dikkat çeken bilgiler sunuyor. Dr. Başol’un çalışma alanı, Sosyal-Beşeri ve İdari Bilimler, Uluslararası İlişkiler, Ortadoğu Çalışmaları, Uluslararası Güvenlik.
Dr. Dünya Başol, İran Kürtleri üzerine birde saha çalışması yapmış. Diyor ki:
Kürtlerden bahsedildiğinde, insanlar Kürtleri tek bir varlık olarak kabul etme eğilimindedir: "Kürtler şunu istiyor," "Kürtler bunu yapacak." Bu tür genellemeler tamamen indirgemecidir ve aynı durum İran Kürtleri için de geçerlidir.
Şii Kürtler, İslam Devrimi sırasında Sünni Kürtlere saldırmak için fetva istediler, fetvayı aldılar ve buna göre hareket ettiler. Sonuç olarak, güneydeki Urmiye gölü bölgesinde bir dizi çatışma yaşandı.
Kermanshah, rejimin kalesi olup İran devletiyle derinden bütünleşmiş olduğu bilinmektedir. Bunun nedenleri bir X gönderisinde açıklanamayacak kadar çoktur, ancak geleneksel olarak her zaman gerçek bir "şehir" olmuştur, "kasaba" değil ve İran İmparatorluğu altındaki Ardalan Emirliği döneminde vatandaşlarını memnun eden bir dereceye kadar yerel özerkliği korurken, merkezi bir İran bürokrasisinin varlığına ev sahipliği yapmıştır.”
Yani İran Kürtlerinin önemli bir kesimi rejim ile sıkı ilişkiler içerisinde bulunmaktadırlar. 22 Şubat günü ortak bildiri yayınlayan 5 Kürt örgütü ise düşük profile sahip olmakla birlikte kendi aralarında dahi ciddi ayrılık içerisinde bulunuyor.
Dr. Başol, “İran'daki Kürt çoğunluk haritalarında, yaygın inanışın aksine, Lorlar ve Bakhtiariler uzun zamandır ana Kürt etnik grubundan ayrılmış durumdadır ve özellikle Bakhtiariler, Türkiye'deki Çerkeslerin durumuna benzer şekilde, "devletin" (rejimin değil) savunucuları olarak bilinirler. Zazaları, Lorları, Bakhtiarileri ve Yezidileri de dahil etme konusunda ısrar eden Kürt milliyetçi söylemi, son otuz yıldır onları ayrı bir etnik kristalleşmeye doğru itmekte ve bu ayrışmayı hızlandırmaktadır.
Ardından İran ve Irak Kürt partileri arasındaki tarihi farklılıklar var. PDKI ve PDK ilişkileri, PDK'nın uzun yıllar boyunca İran'la PDKI'ye karşı ittifak kurması nedeniyle geleneksel olarak çok gergin olmuştur. İran'daki PUK, tarihi bağlar nedeniyle İran devletiyle uzun süredir karşılıklı fayda sağlayan ilişkiler sürdürmektedir. Komala ve PAK'ın insan gücü çok düşük ve etki alanı sınırlıdır. PJAK, 2011'den beri ateşkesi sürdürmesi ve İran protestolarla sarsıldığında PDKI, PAK ve Komala'nın aksine hiçbir şey yapmaması nedeniyle birçok İranlı Kürt tarafından Tahran'ın işbirlikçisi olarak algılanmaktadır. Komala'nın peşmergeleri, özellikle Ushnu, Bokan, Sanandaj, Piranshahr ve Bijar'da, huzursuzluk dönemlerinde mümkün olan her fırsatta şehirlere girmektedir.”
