Kültür Sandığında Saklı Kalan İki Deyim
Bugün bir Erzurumlu olarak, beni her defasında durdurup düşündüren, kalbime dokunan iki deyimin önemini ve zarafetini anlatmak istiyorum. Türkçeyi iyi kullandığımı söylerler; fakat bazı kelimeler vardır ki insan onları bilse de tam karşılığını başka hiçbir sözcükle veremez. İşte bu iki deyim, benim için tam da böyle… Onları kullanmadan kendimi eksik, anlatımımı yarım hissederim.
Birincisi: ‘Gel otur’ lâ, ‘geç otur’
Saha çalışmalarım boyunca yöresel yemeklerimizi, motiflerimizi, kültürel zenginliklerimizi paylaşırken insan ilişkilerinin de en az bunlar kadar katmanlı olduğunu görürüm. Her tebessüm samimi değildir, her davet gönülden gelmez. Bu durumu en iyi anlatan deyimlerden biri bana göre ‘gel otur’ la, ‘geç otur’dur.
Biz kültürü yalnızca dokumada, yemekte, gelenekte değil; kelimelerde de yaşatırız. Erzurum’da misafir ağırlamak bir adabın, bir gönül terbiyesinin işidir. Kalpten sevilen, görülmesinden mutluluk duyulan kişiye ‘gel otur’ denir. Ama kalpte mesafe varsa, bir........
