menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital Cumhuriyetin Eşiğinde

16 0
15.06.2026

Dijital Cumhuriyetin Eşiğinde

Dijital Cumhuriyetin Eşiğinde

Asıl mesele dijital devlet değil, dijital cumhuriyet aklıdır. Dijital devlet, eski bürokrasinin ekranlara aktarılmış hali olarak kalabilir. Vatandaşı daha hızlı izleyen, daha hızlı sınıflandıran, daha hızlı yönlendiren bir makine gibi çalışabilir. Dijital cumhuriyet ise vatandaşın devlete karşı güç kazandığı yeni bir siyasal imkândır.

Temsili demokrasinin tarihsel gerekçesi, uzun süre oldukça ikna ediciydi. Halk dediğimiz büyük kalabalıklar aynı anda konuşamaz, aynı bilgiye eşit biçimde ulaşamaz, devletin gündelik işleyişini izleyemez, bütçenin nereye aktığını göremezdi. Bu yüzden halk adına konuşacak, karar verecek, denetleyecek temsilciler gerekiyordu. Temsil, bir bakıma teknik bir zorunluluktu. Coğrafyanın, iletişim araçlarının, okuryazarlığın, bürokrasinin ve bilgiye erişimin sınırları içinde makul görünen bir çözümdü.

Fakat bugün artık aynı dünyada yaşamıyoruz. İnternet, yapay zekâ, güvenli dijital kimlik, açık veri altyapıları, blokzincir, katılımcı bütçe platformları, harita tabanlı talep sistemleri ve gerçek zamanlı denetim panelleri, siyasal katılımın maddi zeminini değiştirdi. Bu teknolojilerin hiçbiri kendi başına demokrasi üretmez. Hatta kötü ellerde daha karanlık bir gözetim rejiminin aracı olarak da kullanılabilir. Yine de şu soruyu artık erteleyemeyiz: Vatandaşın iradesini dört ya da beş yılda bir sandığa bırakıp sonra sessiz kalmasını beklemek hâlâ demokrasi midir?

Türkiye’nin Güçlü Dijital Devlet Altyapısı

Türkiye bu tartışma için sanıldığından daha güçlü ve daha çelişkili bir örnek sunuyor. Çünkü Türkiye’de dijital devlet zayıf bir fikir değildir. Tam tersine, e-Devlet Kapısı, MERNİS, UYAP, e-Nabız, EBA, EKAP, Gelir İdaresi’nin dijital vergi sistemleri, SGK hizmetleri, belediye açık veri portalları ve mobil belediye uygulamalarıyla oldukça geniş bir dijital kamu altyapısı oluşmuş durumda. Bugün e-Devlet Kapısı, SGK dökümünden adli sicile, tapu bilgisinden vergi borcuna, öğrenci belgesinden belediye hizmetlerine kadar pek çok işlemin tek kapıdan yapılabildiği devasa bir kamu arayüzü haline geldi. 2025 istatistiklerine göre 68 milyonu aşan kullanıcı, 9 bini aşan hizmet ve 4 milyarı aşan yıllık giriş, burada artık marjinal bir uygulamadan değil, gündelik hayatın merkezine yerleşmiş bir altyapıdan söz ettiğimizi gösteriyor.

Bu başarıyı küçümsememek gerekir. Devletin birçok hizmetinin tek kapıda toplanması, vatandaşın kurumlar arasında dolaşma yükünü azaltır. Bir belge için saatlerce sıra beklemek yerine birkaç dakikada çıktı almak, emeklilik bilgisini görmek, trafik cezasını ödemek, ikametgâh belgesi almak, dava dosyasına ulaşmak, sağlık geçmişini incelemek gerçek bir kolaylıktır. Türkiye dijital hizmet sunumunda ciddi bir birikim oluşturmuştur. OECD’nin Türkiye için hazırladığı dijital devlet değerlendirmesi de bu hizmet gücünü, kullanıcı odaklılığı ve dijital altyapı başarısını teslim eder.

Dijital Devlet, Dijital Cumhuriyet Değildir

Tam da burada asıl ayrımı yapmak gerekir: Dijital devlet, dijital cumhuriyet demek değildir; devletin hizmetlerini ekrana taşımasıdır. Dijital cumhuriyet ise vatandaşın devlet üzerinde gerçek zamanlı bilgi, katılım, denetim ve itiraz gücü kazanmasıdır. Türkiye’de güçlü olan daha çok birincisidir. İkincisi ise zayıf, dağınık ve çoğu zaman sembolik düzeydedir.

e-Devlet Kapısı çok sayıda hizmete erişim sağlar, fakat vatandaşın kamu kararına gerçekten katıldığı ortak bir siyaset alanı değildir. Vatandaş orada çoğu zaman başvuran, sorgulayan, belge alan, ödeme yapan, sonuç bekleyen kişidir. İşlemler hızlanmıştır, fakat vatandaşın siyasal etkisi aynı ölçüde artmamıştır. Devlet vatandaşa daha hızlı hizmet verir hale gelmiştir ama vatandaşın devleti daha derinden denetleyip yönlendirdiğini söylemek pek mümkün değildir.

Sağlık, Eğitim ve Yargıda Dijitalleşmenin Sınırları

e-Nabız bu ikili yapının en iyi örneklerinden biridir. Sağlık Bakanlığı’nın 2015’te hizmete aldığı bu platform, tahlil sonuçlarından reçetelere, radyolojik görüntülerden raporlara kadar sağlık geçmişini vatandaşın erişimine açtı. Kullanıcı sayısının 78,5 milyona ulaşması, e-Nabız’ın neredeyse bütün toplumu kapsayan dijital bir sağlık hafızasına dönüştüğünü gösteriyor. Pandemi döneminde test ve aşı süreçlerinin izlenmesi, 6 Şubat depremlerinden sonra doğal afet bilgilendirme modülüyle yakınların hangi sağlık kuruluşunda olduğunun bulunabilmesi, doğru tasarlanmış dijital kamu altyapısının kriz anlarında ne kadar kritik olabileceğini gösterdi.

EBA deneyimi de benzer bir ders verdi. Pandemi döneminde EBA’nın milyonlarca öğrenci ve öğretmeni taşıyan bir uzaktan eğitim altyapısına dönüşmesi, önceden hazırlanmış dijital platformların kriz anlarında nasıl hayati hale gelebileceğini gösterdi. MEB verilerine göre 2020-2021 döneminde EBA milyarlarca kez ziyaret edildi, milyonlarca öğrenci ve öğretmen sistemi aktif kullandı, on binlerce destek noktası açıldı, yüz binlerce tablet dağıtıldı. Bunlar doğru uygulamalardı. Ama aynı deneyim dijital uçurumu da görünür kıldı. İnterneti olmayan, cihazı olmayan, evde sessiz çalışma........

© Perspektif