menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Viktorya ve Kemalist Deneyim: Bilimi Savunurken Metafiziği Susturmamak

54 0
25.02.2026

Viktorya ve Kemalist Deneyim: Bilimi Savunurken Metafiziği Susturmamak

Viktorya ve Kemalist Deneyim: Bilimi Savunurken Metafiziği Susturmamak

Endülüs, Rönesans ve Viktorya, birbirini dışlayan değil; aynı sürecin tamamlayıcı halkalarıdır. Deney ve gözleme dayalı bilimsel düşünce gelişirken metafizik de bütünüyle dışlanmamış, varlık anlayışının bir parçası olarak tartışılmıştır.

Uzun yıllardır bilimsel metodoloji ile metafizik arasında sistematik bir ilişkinin kurulup kurulamayacağını merak etmişimdir. Türkiye’de mahalle aydınları Rönesans ve Viktorya dönemini pek merak etmez; Endülüs’e ise “iyi bir şeymiş” denilip geçilir. Kemalist aydınların önemli bir kısmı ise Rönesansı dogmatik bilimsel düşüncenin ve Aydınlanmanın başlangıcı olarak görür; Viktorya dönemi ise birkaç roman ve televizyon dizisi dışında düşünsel ilgi alanımıza pek girmez. Oysa Endülüs, Rönesans ve Viktorya, birbirini dışlayan değil; aynı sürecin tamamlayıcı halkalarıdır. Deney ve gözleme dayalı bilimsel düşünce gelişirken metafizik de bütünüyle dışlanmamış, varlık anlayışının bir parçası olarak tartışılmıştır.

Bu konuda beni etkileyen isimlerden biri Frances A. Yates olmuştur. “Giordano Bruno ve Hermetik Gelenek” ile Rönesans ve Reformasyon’daki okült felsefeyi ele aldığı çalışmaları, Newton ve Leibniz gibi isimlerde doğal ve astrolojik büyünün izlerini göstermesi bakımından ufuk açıcıdır. Yates’in işaret ettiği şey şudur: Modern bilimin kurucu figürleri metafiziği tümüyle tasfiye ederek değil; onunla karmaşık bir ilişki kurarak ilerlemişlerdir. Benzer biçimde Courtenay Raia’nın (The New Prometheans) Viktorya çağında bilim–inanç–metafizik ilişkisini sistematize eden çalışması, bilimin modern dönemde nasıl ideolojiye dönüşme riski taşıdığını gösterir.

Bu zincirin son halkası olan Society for Psychical Research (SPR), sanayi devriminin, Darwinci evrimin ve pozitivizmin yükseldiği bir dönemde ortaya çıktı. SPR’nin amacı “olağanüstüyü kanıtlamak” değildi; bilimin sınırlarını mutlaklaştırma eğilimine karşı epistemik bir denge oluşturmaktı. William Crookes, Frederic W. H. Myers ve özellikle Sir Oliver Lodge gibi isimler, bilimin konuşmadığı........

© Perspektif