Küresel Güç Mücadelesinde İran-İsrail Çatışması
Artık istediğini aldığını düşünen ABD-İsrail blokunda barış masasına yönelme olasılığı artıyor. İran ise taviz vermeyen bir savaş siyaseti izlediğini gerek kendi halkına gerekse hem bölgedeki hem de bütün dünyadaki Şiilere göstermek zorunda…
SAVAŞ BİÇER 26 Haziran 2025Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın bir önceki başkanlık dönemi için yayınladığı ABD Ulusal Güvenlik Strateji belgesinde Rusya, Çin ve Kuzey Kore’ye ilave olarak ve aslında Büyük Ortadoğu Projesi ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki otoriter rejimlerin yıkılarak bu ülkelere “demokrasi” ve bölgedeki milletlere özgürlük getirilmesi planında da nihai hedefin İran İslam Cumhuriyeti olduğunu anlamak mümkündür. Uzun yıllardır olması beklenen, sadece nasıl patlayacağı kestirilemeyen ABD-İran çatışmasının tarafları, çatışmayı kendi toprakları dışında kabul eden devletler. Bunlardan ABD, 11 Eylül saldırıları ile kendi topraklarında bir saldırıya maruz kalırken, İran daha düne kadar, bazen müttefiklerinin topraklarında, bazen de hasım ülkelerin topraklarında çatışmalara taraf olmuştur. Artık İran toprakları da saldırı altındadır ve İran halkı savaşın yıkımını ve acısını yakından yaşamakta ve hissetmektedir.
Güçlü bir ülke olmak için sadece mevcut güç yeterli değildir, aynı zamanda bu gücünü kullanma kararlılığı da gereklidir. ABD’nin bu sınavda gücünü kullanma yönünde karar vererek İran-İsrail savaşına İsrail tarafında ama kendi stratejik hedefleri doğrultusunda katılma kararı aldığını görüyoruz. Hedef ise bu defa askerî bir tesis, bir siyasetçi ya da bilim insanı değil, İran’ın nükleer silah üretim gücü olarak ortaya çıkmıştır. Savaşın bu tarafından baktığımızda aslında İsrail ile ABD’nin bir ittifak içerisinde savaşa girmektense, ortak düşmanın kendilerine tehdit teşkil ettiğini değerlendirdikleri noktalara ayrı ayrı yöneldikleri bir durum söz konusu. ABD’nin İran’ı diplomasiden de uzaklaştıracak ağır bir darbe vurmak yerine, nükleer silah üretiminin de konuşulacağı bir uzlaşma zemini için masayı hazır bulundurduğu anlaşılıyor. Bu, dünya kamuoyunun savaşın yayılması endişesini de bir bakıma rahatlatan bir gelişme olarak görülebilir. Zira küresel güç oyununun aktörleri olan Avrupa Birliği, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti, tırmanan gerginlik ve çatışmaların genişleyen boyutundan kendi çıkarlarına olabilecek muhtemel etkiler nedeniyle tedirgin. İran’ın kontrol altında tuttuğu ticaret ve enerji rotalarının savaştan etkilenme ihtimali bu bağlamda denklemin barış ağırlıklı çözümünden mutlu olacak ülkelerin sayısını artırmaktadır.
Diğer bir konu ise, İran’da bir rejim değişikliği için savaş yolunu seçmenin, İran halkını yönetime karşı........
