Yeni Parti: İdeoloji ve Politika
Yeni Parti: İdeoloji ve Politika
Yeni Parti: İdeoloji ve Politika
Yeni partiyi yorucu ve yıpratıcı olabilecek bir kimlik ve ideoloji tartışmasından esirgemenin en etkili yolu, kapsayıcı, icraatçı ve kadrocu olmaktan geçiyor.
Beklenen, olması gereken oldu. CHP’nin kurultay yoluyla seçilmiş, meşru yöneticileri yeni bir parti kuruyor. İşlerin butlan kararının alındığı ilk gün buraya gideceği belliydi ama herkesin daha iyi bir yol olmadığını görmesini beklemek ihtiyacından olsa gerek, yeni parti bugüne kaldı. Butlan kararını alanların CHP’yi meşru yöneticilerine geri vermeyeceğini tahmin etmek zor değildi ancak herkese başka bir yol kalmadığını göstermek ihtiyacından olsa gerek, yeni parti fikrinin olgunlaşmasını beklemek gerekti. Yeni partinin Özgür Özel CHP’sinden de yüksek bir seçmen desteği bulduğu anlaşıldığında, dengelerini bozup, kafalarını karıştırmak için de olsa, Özgür Özel ve ekibi bir tarihte CHP’ye dönmeye “davet edilir” muhtemelen. Bu mu olur, ileride bundan daha orijinal bir kumpas mı kurulur şimdilik meçhul ancak her ne olacaksa o olana kadar Türkiye’nin ana muhalefet partisinin, Türkiye siyasetinin iki oyun kurucusundan birinin yeni parti olacağı kesin.
Yeni partiyle yola devam edilecek olmasında bir sürpriz tabii ki yok ancak yeni partinin “kimliğiyle” ilgili tartışmanın, yeni partinin istikametiyle ilgili tefekkürün bu kadar zayıf kalması sürpriz sayılabilir. Eminim daha tartışılıp konuşulacaktır ancak CHP’den mecburen de olsa yeni bir partinin çıkacak olması siyasi tarihimizin en önemli gelişmelerinden biri ve fakat ortada bu gelişmeye denk düşen bir “yeni partinin kimliği ve istikameti” tartışması yok. “Kurucu ilkelere ne olacak”, CHP’nin ‘bagajları’ konulu bir iki laf edildi, edilmedi değil geride kalan zamanda. Ancak ortada güçlü kuvvetli bir tartışmanın, daha önemlisi bu konular etrafında ciddiye alınabilir bir anlaşmazlığın olduğunu söylemek mümkün değil. Zannımca, ilk bakışta beklenmedik, sürpriz görünen bu hal de aslında o kadar beklenmedik, o kadar sürpriz değil.
Açıklamaya çalışayım.
Butlancıların ve Perinçek’ten AK Parti kalemşorlarına, her cenahtan destekçilerinin çok arzulamalarına karşın yeni partinin kuruluşuna güçlü bir kimlik ve ideoloji tartışmasının eşlik etmemesinin ardında iki büyük sebep var. İlk sebep bu “teorik” tartışmanın bir kısmıyla da olsa pratik yoluyla, kendiliğinden yapılmış olması, ikinci sebep de mevzunun, konunun, en azından bugün için, bu olmadığının büyük çoğunlukça idrak edilmiş olması.
Beklenen ve “olsa da keyfini çıkarsak” diyerek kışkırtılmaya çalışılan kimlik ve ideoloji tartışması bir kısmıyla pratik olarak yapıldı derken şunu kast ediyorum: Cumhurbaşkanının halk oyuyla seçilmeye başladığı 2014’ten sonra kimin yürütmenin başında olacağını belirleyecek ana siyasi aktörlerden biri olabilmek........
