menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Unutmamalı, O Güzel Çocukları

10 5
22.02.2025

21 Ağustos’ta kaybolup 19 gün sonra cansız bedeni bir çuvalın içinde bulunan Narin Güran’ı, babasının adalet arayışı halen devam eden Rabia Naz’ı, evinin önünde asılı halde bulunan sekiz yaşındaki Şeyma’yı, annesinin evde kilitli bıraktığı ve çıkan yangında hayatını kaybeden o beş birbirinden güzel çocuğu, bebek öldürecek kadar paraya susamış Yenidoğan Çetesi’nin elinde dünyaya gözlerini açamayan bebeleri unutamıyoruz. Çünkü çocuklar uyurken susulur, onlar öldürülürken değil…

“Şeyleri olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz.”

Anaïs Nin

İnsan yaşamın acılarıyla baş edemediğinde unutmayı seçiyor bazen. Ama mevzu bir ülkenin biteviye devam eden kederi olduğunda unutmak kolay yola sapmakla eşdeğer. “Unutuşun kolay ülkesindeyiz” demişti Onat Kutlar. Ne de haklıydı…

Kartalkaya’da kuralsızlık ve denetimsizliğin bağrından çıkan korkunç bir otel yangınında 36 çocuk hayatını kaybetti. Üzerinden daha bir ay bile geçmeden, yeni unutuşlara savruluyoruz. Küller soğur, duman dağılır, hikâyeler silinir. Fakat ateş, unutmanın soğuk mermerine işlemiş bir çatlak gibi bellekte yolunu bulur. O çocuklar, gözlerimizi kapattığımızda bize yardım çığlıklarını atmaya devam ederler: “Bizi unutmayın, başka çocuklar da yaşamasın bunları!” dercesine…

Yangının ardından geriye kalan ailelerin sevdiklerini toprağa verdikten sonra başlattıkları hukuki mücadeleyi, Başka Canımız Yok etrafındaki adalet talebini unutmamalı… Çocuklar da yetişkinler de bu topraklarda önlenebilir felaketlerin kurbanı olmamalı.

Unutmamamız gerekenler listesinin ikinci sırasında çocuğa karşı şiddet ve istismar var…

Acil Yardım Hattı’nı Arayan Çocuklar

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’na ilişkin Ocak ayı verileri gösteriyor ki unutulanların en büyük çığlığı çocuklardan yükseliyor. Şiddet mağdurlarının yüzde 90’ı kadın, yüzde 9’u ise kız çocuğu. En küçükleri üç yaşında… En büyüğü ise 80. Acının yaş sınırı yok, unutuşun da.

2024 yılının ilk dokuz ayında 35 çocuk, aile katliamları sonucu öldürüldü. Balkondan “düşen” kadın ölümleri yetmezmiş gibi, giderek artan şekilde “şüpheli çocuk ölümlerini” konuşuyoruz.

21 Ağustos’ta kaybolup 19 gün sonra cansız bedeni bir çuvalın içinde bulunan Narin Güran’ı, babasının adalet arayışı halen devam eden Rabia Naz’ı, evinin önünde asılı halde bulunan sekiz yaşındaki Şeyma’yı, annesinin evde kilitli bıraktığı ve çıkan yangında hayatını kaybeden o beş birbirinden güzel çocuğu, bebek öldürecek kadar paraya susamış Yenidoğan Çetesi’nin elinde dünyaya gözlerini açamayan bebeleri unutamıyoruz. Çünkü çocuklar uyurken susulur, onlar öldürülürken değil…

Çalıştırılırken Ölen Çocuklar

Sayıları milyonu geçen çocuk işçileri ve çocukların kırmızı eti ancak rüyasında görmesine yol açacak kadar acımasız bir hal almış olan çocuk yoksulluğunu da unutmamalı…

Geçtiğimiz günlerde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, Çocuk İş Cinayetleri Raporu’nu yayımladı. 2013’ten bugüne en az 742 çocuk işçi, ekmek parası uğruna hayatını kaybetti. Tarım, orman, inşaat, metal ve konaklama sektörlerinde, çocukların ömrü ekmek kadar ucuz, bir çivi kadar değersiz, inşaat tepesinden düşüşü kadar sessiz, medyada yer tutan çocukların iş kazaları kadar “sıradan”…

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) adı altında meşrulaştırılan çocuk işçiliğiyle eğitimden koparılan, ağır iş yükü ve uzun çalışma saatleriyle ezilen o küçücük bedenler, sistemin sessiz dişlileri arasında kayboluyor. 742 çocuk işçinin hayatını kaybettiği bir ülkede, çocuk emeği “ekonomik katkı” veya “meslek eğitimi” olarak görülebilir mi hâlâ?

Yoksulluğun Pençesinde Çocuklar

Avrupa Eğitim Bilgi Ağı EURYDICE’nin son raporuna........

© Perspektif