menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO’ya Ne Kadar Güvenebiliriz?

17 0
12.07.2026

NATO’ya Ne Kadar Güvenebiliriz?

NATO’ya Ne Kadar Güvenebiliriz?

Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki yıllarda Türkiye, Yunanistan’dan daha çok İsrail ve dolayısıyla ABD ile karşı karşıya gelecek. Önemli olan bu karşılaşmada NATO’nun ne yapacağıdır.

Nasıl başlarsa öyle devam eder bazı işler. Halk dilinde bu durum ilk düğme yanlış iliklenirse diğer düğmeler de yanlış yerde olur, sözüyle anlatılır. Türkiye’nin NATO’ya üye oluşu da böyle bir olayı anlatır. Bilindiği gibi Türkiye, NATO’ya zorunluluk sebebiyle dahil olmuştur. SSCB’nin komünizm tehdidinden, yayılmacı siyasetinden korunmanın bir çaresi olarak görülmüştür. Hatırlanacağı gibi bu birliktelik hemen kolay olmamıştı. Türkiye, NATO şemsiyesinin altına girmenin de bir bedeli olduğunu yaşayarak öğrenmiştir. Kore’ye asker göndererek komünist saldırıya karşı ABD ve Batı’nın yanında savaşa girip ‘şehitler’ vermiştir. Mükafat olarak da savaş artığı tanklar, silahlar, biraz maddi destek ve üyelik kazanmıştır. 

Aynı komünizm tehlikesi Yunanistan için de görüldüğü, Türkiye’de siyaset yapması  yasak olan SSCB yanlısı partilerin Yunanistan’da serbestçe siyaset yapması ve güçlü bir muhalefet göstermesinden dolayı ABD, Yunanistan’ı da NATO’ya “davet etmiş” ve iki komşu ülke, fakat Adalar Denizi, 12 Ada, Kıbrıs’taki Rum varlığına verilen destek gibi sorunlarla “düşman” olan iki ülke aynı çatı altında buluşturulmuştur. Benzer tehlike ve tehditlerle birlikte (müttefik) olan Türkiye ile Yunanistan NATO’ya eşit şartlarda üye olsa da ABD ve Batı’nın silah ve ekonomik yardımı Yunanistan’a daha çok akmıştır. Nüfus, coğrafi büyüklük, stratejik önem vs. bakımından Türkiye ile eşit olmayan Yunanistan, Helen kültürü, Batı’ya şekil veren Yunan felsefesi ve edebiyatı, tabii ki Hristiyanlığı ile Batı’dan daha çok koruma ve yardım görmüştür. Bu denklem hâlâ değişmemiştir. NATO’nun Türkiye’ye karşı bu tutumu ABD ve Batı ile birlikte ele alındığından NATO’ya güven sorunu devam ediyor. “Sağ kesim”, özellikle komünizm tehlikesine karşı zamanında destek verdiği için NATO’ya üyeliğin devamından yanayken “sol kesim” de aynı gerekçeyle NATO’ya muhalif durmaktadır. Çünkü onlara göre Türkiye, NATO şemsiyesine sığınmasaydı Türkiye’de sosyalist hareket iktidar olacak ve SSCB ile ekonomik, siyasi, askeri bir ortaklık ve müttefiklik kazanacaktı. Sosyalist bir idareye kavuşacaktı. 

Türkiye, NATO’nun bu kıyağını hiç unutmadı. Askeri darbeler de bu çizgiyi değiştirmedi. Darbeci askerlerin müdahaleden sonra ilk açıklamaları “NATO’ya ve uluslararası anlaşmalara, angajmanlara bağlıyız” şeklinde oldu. Bu açıklamalar hem içeride hem dışarıda askeri darbelerin NATO’nun desteği ile mümkün olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Nitekim NATO ülkelerinin ve tabii ki ABD’nin, Menderes ve iki arkadaşının idamına engel olabilecekken sessiz kalarak destek verdikleri gerçeği hâlâ yazılıyor. NATO’nun etkin ülkelerinin ve ABD’nin bu idamlara verdiği destek ile Menderes’in SSCB siyasetinde tavır değişikliği ve SSCB’ye yakınlaşma........

© Perspektif