menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güldem Atabay yazdı: Halk TV – Ekrem İmamoğlu bağlantısı, atlayan varsa diye...

22 0
15.10.2026

TMSF’nin kayyım atamaları yoluyla medya sektörünün en büyük kontrol merkezlerinden birine dönüşmesi, Halk TV’nin de yönetimine alınmasıyla yeni bir aşamaya ulaştı. Yaklaşık iki yılda 10 yayın kuruluşunun TMSF kontrolünden geçtiği tablo, medya sahipliğinin ve yayın yönetiminin iktidar eliyle yeniden şekillendiğini gösteriyor.

14 Ekim sabahı Halk TV binasına polis girmesi, kayyım atanması ve yayının durdurulması, Ekrem İmamoğlu’nun İBB davasında savunmasına başladığı güne denk geldi. Bu eşzamanlılık, kararın siyasi etkisini ağırlaştırıyor. İmamoğlu’nun kendisine yöneltilen suçlamalara yanıt verdiği gün, bu yanıtları izleyiciye aktarabilecek önemli bir ekranın kapanması, sesinin kamuoyuna ulaşma imkânını bir kez daha daraltıyor. İmamoğlu’nun ve manifesto olarak kurgulanan savunmasının toplumsal görünürlüğünü zayıflatıyor.

Soruşturmanın açıklanan gerekçesi, kanal sahibi Cafer Mahiroğlu’yla bağlantılı şirketler ve belediye ihalelerine ilişkin rüşvet ve haksız menfaat iddiaları. Mahiroğlu ise suçlamaları reddediyor. Bu iddiaların araştırılması ile bir haber kanalının yayın faaliyetinin kesilmesinin kamusal sonuçları ayrı değerlendirilmek zorundayken, bu iktidar açısından konu zaten Mahiroğlu iddiaları üzerinden Türkiye’nin en çok izlenen ve muhalif kanalını yok etmek.

Fon krizinin iktidara yakın çevrelerde dahi hesap verme taleplerine yol açtığı bir dönemde Halk TV’nin yayınının durdurulması, ekonomik sorumluluk tartışmasının görünürlüğünü de azaltabilecek nitelikte. TİP’in genel merkez ve İstanbul İl Başkanlığı hesaplarına getirilen erişim engeli bu açıdan ayrıca dikkat çekici.

Bu gelişmeler fon krizini bütünüyle duyulmaz hale getirmiş değil. Ancak haberlerin tekrar tekrar gündeme taşınmasını, mağdurların konuşmasını ve siyasi sorumluluk iddialarının geniş kesimlere ulaşmasını zorlaştıracaktır. İktidarın çifte kuş vurma hedefi kendisi için maliyet yaratan bir konunun kamuoyu baskısı üretme kapasitesini zayıflatmak ve bu gündemin hangi başlıklar üzerinden tartışılacağına müdahale alanı genişletmek. Fakat, ağırlıkla kendi seçmeninin cebinde patlayan bu krizin seçmendeki etkisini de kanal susturarak bastırması da mümkün değil.

Seçimlere uzanan süreçte bunun anlamı, muhalefetin seçmene hangi araçlarla ve ne ölçüde ulaşabildiğinin seçimin sonucunu etkileyen bir unsur haline gelmesi. Eleştirel televizyonların yönetimlerinin değiştirilmesi ve siyasi hesaplara erişimin engellenmesi, iktidar ile muhalefet arasındaki iletişim imkânları farkını büyütüyor elbette.

Halk TV’ye kayyım atanması, TMSF’nin genişleyen medya kontrolü, İmamoğlu’nun savunmasıyla çakışan yayın kesintisi ve fon tartışmaları sırasında getirilen dijital erişim engelleri birlikte ele alındığında, muhalefetin kamusal görünürlüğünün daraldığı bir tablo ortaya çıkıyor. Seçim sürecine ilişkin temel risk de burada: Muhalefet siyaset yapmayı sürdürse bile, söylediklerinin duyulabildiği alanın giderek........

© Para Analiz