menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FÖŞ yazdı: 2026 yılında siyaset

35 0
17.12.2025

2026’ya girerken Türkiye siyaseti sert bir ikili yapı sergiliyor. İç politikada muhalefetle gerilimin ve devlet gücünün daha agresif kullanımının öne çıkması beklenirken, dış politikada ABD, Avrupa ve bölge ülkeleriyle ilişkilerde yeni fırsatlar ortaya çıkabilir. Bu karşıt anlatıların piyasalara nasıl yansıyacağı, yılın en kritik sorusu olmaya aday.

Aralık ortasına gelmişiz bile… Zaman ne kadar hızlı geçiyor. En son ayık olduğumu hatırladığımda kiraz çiçekleri açıyordu. Sonrası mı? Tam bir boşluk. Muhtemelen zihin değiştirici maddelerin etkisiyle alternatif bir gerçekliğe savruldum. Noel, Yeni Yıl ve doğum günümü karaciğerimi tamamen harap etmeden kutlayabilmek için geleneksel yılbaşı öncesi ayıklık/detoks dönemime girerken, enerjimi 2026’yı tahmin etmeye adıyorum. Son 25 yıldır kendimi zorladığım mazoşist bir ritüel bu.

Teori bize finansal piyasaların doğası gereği öngörülemez olduğunu söylüyor. Sosyal medya ve Trump sayesinde dünya artık doğrusal da değil. Gerçekten de Çin kelebeği çağında yaşıyoruz: Dünyanın bir ucundaki küçük bir olay, diğer ucunda devasa sonuçlar doğurabiliyor.

Peki madem böyle, neden hâlâ bu tahminleri yazıyorum? Çünkü bunlar, bilgi akışı dediğimiz devasa nehre karışan küçük dereler. İnsanlar ve iş dünyası bu bilgi olmadan fikir oluşturamaz. Etkin piyasalar için etkin bilgi gerekir; ben de payıma düşeni yapıyorum.

Normalde jeopolitik ve küresel ekonomiyle başlayıp Türkiye ve piyasalara uzanan beş bölümlük bir seri yazarım. Ancak bu yıl dünyayı neyin sürüklediğini anlamak için en az bir haftaya daha ihtiyacım var. Bu arada, 2026’da Türkiye siyasetine dair öngörümü paylaşıyorum: İçeride savaş, dışarıda fırsatlar. Piyasalar bu zıt hikâyeleri nasıl sindirecek?

2026’da Erdoğan’ın CHP’yi ciddi ölçüde zayıflatma hedefinde önemli mesafe alacağını, ancak DEM ve CHP’yi yeni bir anayasa için ikna etmeyi başaramayacağını düşünüyorum. Piyasa açısından sürprizlerin dış politikadan gelmesi olası. Başta ABD’nin CAATSA yaptırımlarını kaldırması olmak üzere, Türkiye anlatısını daha olumlu kılabilecek başka başlıklar da var.

Yılın en büyük aşağı yönlü riski ise Erdoğan’ın, kendisine mesafeli gördüğü şirketlere yönelik varlık transferleri ve “kurumsal baskınlar” yoluna gitmesi olabilir.

Vicdanımı rahatlatmak için önce olasılığı düşük ama etkisi son derece yıkıcı iki riski not etmeliyim. İlki, İstanbul’u ya da Bursa ve Kocaeli’yi etkileyebilecek büyük bir Marmara depremi. Böyle bir felaketin maliyeti 200 milyar doları aşabilir ve üretimi yıllarca baskılayabilir. İkinci risk ise Erdoğan ya da müttefiki Bahçeli’nin sağlık nedenleriyle siyasetten çekilmesi; her iki lider de yorgun ve sağlıksız görünüyor.

Daha somut senaryoya gelirsek, Erdoğan yargıyı kullanarak ana muhalefet CHP’yi bir sonraki seçimlerden dışlamaya devam edecektir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın görevden........

© Para Analiz