BASİTLİKTEN KALİTEYE
Bugünlerde kaliteye takmış durumdayım. Etrafımda olup bitenlere “nasıldır” diye inceliyorum; nasıl olması gerektiğini de düşünmeden edemiyorum.
Nereye, kime, neye baksam bayağılık akıyor. Sağım kalitesizlik, solum kalitesizlik.
Bugün bir sınava girdim. Sınava giriş evrakım poşet dosyada duruyordu. Kapıda görevli memur beni dövecek sandım. Poşet dosya ile sınav salonuna giremezmişim.
Başka bir memur kulağımdaki pirsing (piercing) küpeyi çıkarttırdı. Oysaki sınav evrakında “girilebilir” yazıyordu.
Nitekim girdiğim sınav benim için hayati bir sınav değildir. Ama hayati önem taşıyan gençlerin girdiği bir sınav olsaydı, kapıdan girişte olumsuz etkilenebilirlerdi.
Yine sınavdan devam edeyim. Sınav salonunda aydınlatma yetersiz, sıralar çok sıkışıktı. Üstelik burası bir üniversiteydi.
Ön sırada oturan sınav adayı ağır bir parfüm kullanmıştı; başım döndü, midem bulandı. Zaten hava soğuktu; cam açsak bizim halkımız hemen üşür, kapattırır.
Salon görevlileri ilk başta ciddiydiler, fazla konuşmadılar. Ama sınavın ilk yarısından sonra hem........
