Sadık Çelik yazdı: Başarı sadece sizin eseriniz mi
İnsan, başarıyı kazandığında yalnızca mutlu olmaz; çoğu zaman onun tek sahibi olduğuna da inanır. Çünkü çocukluğumuzdan itibaren aynı hikâyeyi dinlemişizdir: Yeterince istersen yaparsın, yeterince çalışırsan başarırsın… Bu yüzden bir süre sonra başarıyı emeğin doğal karşılığı olmaktan çıkarıp karakterimizin kanıtı hâline getirdik. Başaranlar bunu hak etmişti; başaramayanlar ise yeterince istememiş, yeterince mücadele etmemiş ya da bir yerde yanlış yapmış olmalıydı.
İlk bakışta bu düşünce adil görünür. Çünkü emek gerçekten de başarı için vazgeçilmezdir. Fakat orada fark etmeden aştığımız bir eşik vardır. Artık başarıyı yalnızca ve mutlak surette emekle açıklamaya, başarısızlığı da yine yalnızca ve mutlak surette bireyin omuzlarına yüklemeye başlamışızdır. İşte burada, çalışmayı öven masum bir ilke, insanı ve hayatı eksik okuyan bir dünya görüşüne dönüşür.İnsan gerçekten kendi hayatının tek yazarı mıdır?
Emek elbette önemlidir; fakat emek hiçbir zaman boşlukta var olmaz. Her çaba, insanın seçmediği koşulların üzerinde yükselir.
Modern dünya ise bize yalnızca çalışmayı değil, başarıyı tamamen sahiplenmeyi de öğretiyor. Belki de bu yüzden, başarı tevazu üretmek yerine kibri; başarısızlık ise anlayış üretmek yerine yargıyı besliyor.
Bugün başarı hikâyelerini dinlemeyi seviyoruz. Bir iş insanı, bir sporcu, bir sanatçı, bir yazar ya da bir akademisyen kürsüye çıkıyor ve bize hayatını anlatıyor. Çoğu hikâyenin ortak bir dili var. “Çalıştım, vazgeçmedim, pes etmedim, başardım…”
Bu anlatılarda emek gerçektir; kimsenin bunu inkâr etmesi mümkün değildir. Fakat dikkat çekici olan, başka bir şeydir. Hikâyenin görünen kahramanı yalnızca bireydir. Onu o noktaya taşıyan görünmeyen koşullar ise genellikle büyük oranda silinmiştir. Sanki doğduğu aile, karşılaştığı insanlar, yaşadığı dönem, içinde bulunduğu toplum, tesadüfler ve talih, bu hikâyenin hiç parçası değilmiş gibi...
Bugünün insanı başarısını anlatırken yalnızca kendi iradesini görüyor; başarısızlığı açıklarken de aynı ölçüyü başkalarına uyguluyor. Böylece “Ben (başarıyı) hak ettim" cümlesi, fark edilmeden "Demek ki o da (başarısızlığı) hak etti" yargısına dönüşüyor.
Oysa bundan yaklaşık iki bin üç yüz yıl önce yaşayan Çinli düşünür Zhuangzi, insanın tam da bu noktada yanıldığını söylüyordu. Ona göre insanın en büyük hatalarından biri, kendisini tamamen kendi eseri sanmasıydı…
Başarı hikâyeleri,........
