İlk hayvanlar niçin milyonlarca yıl aynı kaldı... Evrimin motoru: Cinsellik
Dünyadaki ilk hayvanların milyonlarca yıl neden evrimleşmediğini ve bunun cinsellikle ilişkisini ortaya koyan bilimsel araştırmayı bu hafta manşetimize taşıdık. Köpek balıklarıyla ilgili yanlış bilinenleri, ülkemiz sularında hangi türler olduğunu, geçmişte köpek balığı olaylarını ve günümüzde medyanın konuyu ele alış biçimini ele aldık. Köpeklerin vücut dilinin ne anlattığını ve evlerde en çok beslenen kuş türlerini de inceledik. Ünlüler cephesinde ise Seren Serengil'in Tokyo'ya özlemini, İlknur Bozkurt'un kayıp kedisi için yaptığı çağrıyı ve Birce Akalay'ın köpeği için uyguladığı rehabilitasyon sürecini sayfamıza taşıdık. Öte yandan İngiltere Başbakanlık Ofisi'nin ünlü kedisinden Bursa'da kızıl geyik av ihalesi nedeniyle Geyikli Baba'nın yeniden gündeme gelişine kadar öne çıkan gelişmeleri ve haftanın kitap önerisini de sizler için derledik.
Hazırlayan: Sinem Hançerigüzel
DÜNYANIN İLK HAYVANLARI MİLYONLARCA YIL NEDEN EVRİMLEŞMEDİ
Yeni bir çalışma, Dünya üzerindeki en eski hayvanların, farkında olmadan biyolojik çeşitliliğin artışını yavaşlatmış olabileceğini öne sürüyor. Cambridge Üniversitesi'nden araştırmacılar Emily Mitchell VE Andrea Manica'ya göre, bu eski organizmaların üreme biçimi rekabeti sınırladı ve evrimin milyonlarca yıl boyunca son derece yavaş bir hızda ilerlemesini sağladı.
Nature Ecology and Evolution dergisinde yayınlanan bulgular, uzun süredir devam eden bir paleontolojik gizeme olası bir çözüm sunuyor. Hayvanlar ilk olarak Ediacaran döneminde ortaya çıkmış olsalar da çeşitlilikleri, uzun bir süre nispeten sınırlı kaldı.
HAYATIN İLK DENEYİ: 635 MİLYON YIL ÖNCE HAYVANLAR NASILDI
Milyarlarca yıl boyunca mikroskobik organizmaların egemenliğinden sonra, yaklaşık 635 milyon ila 539 milyon yıl önce süren Ediakaran döneminde ilk hayvanlar ortaya çıktı. Fractofusus türü de dahil olmak üzere bu canlılardan bazıları iki metreye kadar boya ulaşırken, çoğu çok daha küçüktü.
"EĞRELTİ OTLARINA BENZİYORLARDI"
Bu ilk hayvanlar, günümüzde yaşayan hiçbir şeye benzemiyordu. Birçoğu modern hayvanlardan çok eğrelti otlarına benziyordu ve ağız, organ ve hareket yeteneğinden yoksun gibi görünüyorlardı. Bilim insanları, besinleri doğrudan çevredeki deniz suyundan emdiklerine inanıyor.
Diğer birçok Ediacaran organizması gibi, yaklaşık 540 milyon yıl önce Kambriyen döneminin başlangıcında fosil kayıtlarından kayboldular. Kaybolmaları, araştırmacıların günümüzde yaşayan herhangi bir hayvanla akraba olup olmadıklarını belirlemelerini zorlaştırdı.
EŞEYSİZ ÜREDİLER... ÇİLEĞE BENZİYORLARDI
Önceki çalışmalar, bu organizmaların çoğunun eşeysiz olarak ürediğini göstermişti. Modern çilek bitkilerine çok benzeyen bir şekilde, sürgünler veya filizler aracılığıyla birbirine bağlı, genetik olarak özdeş yavrular üreterek yayılıyorlardı.
"CİNSEL İLİŞKİ İHTİYACI SINIRLIYDI"
Cambridge Zooloji Bölümü'nden baş yazar Dr. Emily Mitchell, "Ediacaran döneminde hayat oldukça güzeldi, bu nedenle cinsel ilişki ihtiyacı oldukça sınırlıydı. Rekabet nispeten azdı, bu yüzden herhangi bir şeyi değiştirme konusunda gerçek bir baskı yoktu" tespitini yaptı.
FOSİLLERİ İNCELEDİLER: REKABETİN EVRİMDEKİ ÖNEMİ
Evrimin bu dönemde neden yavaşlamış gibi göründüğünü araştırmak için Mitchell ve ortak yazarı Profesör Andrea Manica, dünyanın en önemli Ediacaran fosil alanlarından biri olan Newfoundland'daki Mistaken Point'ten elde edilen fosilleri incelediler. Lazer tarama, mekansal analiz ve yapay zekayı bir araya getirdiler. İlk olarak, eşeysiz üremenin komşu organizmalar arasındaki rekabeti azalttığını gösterdiler. Ardından ekip bilgisayar simülasyonları oluşturdu. Yaklaşık Bayes Hesaplaması olarak bilinen bir teknik kullanan araştırmacılar, organizmaların ne kadar yayıldığını ve kaynaklar için ne kadar yoğun rekabet ettiklerini öğrenmeye çalıştı.
EŞEYLİ ÜREME BAŞLAYINCA ÇEŞİTLİLİK ARTTI
Sonuçlar, eşeysiz üreme nedeniyle oluşan sınırlı yayılımın, erken dönem hayvan ekosistemlerinin neden nispeten az tür içerdiğini açıklayabileceğini gösterdi. Daha sonra, organizmalar daha geniş mesafelere yayılmaya ve eşeyli üremeye başladığında, çeşitlilik önemli ölçüde arttı.
Rekabet, uzun zamandır evrimin en önemli itici güçlerinden biri olmuştur. Bununla birlikte, birçok Ediacaran organizmasının koşucu temelli yaşam tarzı, rekabet ihtiyacını azaltmıştır.
Manica, "Eğer bu koşucular aracılığıyla komşunuzla bağlantı kuruyorsanız, besinleri paylaşıyorsunuz demektir ve onlarla rekabet etmenize gerek kalmaz" dedi.
FIRTINALAR, BESİN BULMA GÜÇLÜĞÜ... HAYAT REKABETE DÖNÜŞTÜ
Yaşam yavaş yavaş derin sulardan sığ deniz ortamlarına doğru genişledikçe, koşullar çok daha zorlu hale geldi. Gelgitler, fırtınalar, değişen sıcaklıklar ve besin maddesi bulunabilirliğindeki değişiklikler, hayatta kalmayı daha az tahmin edilebilir hale getiren ve kaynaklar için rekabeti artıran yeni baskılar yarattı.
"STRES, CİNSEL ÜREMEYE YOL AÇAR"
Araştırmacılar, bu daha zorlu koşulların cinsel üremeye geçişi teşvik etmiş olabileceğini savunuyor.
"Eğer aniden yılda birkaç kez öldürüldme riski olan bir ortamda bulunursanız, bu her şeyi değiştirir" dedi Mitchell. "Stres esasen cinsel üremeye yol açar ve bu olduğunda, rekabetin artması nedeniyle hayvanlar yeni alanları kolonize etmeye çalıştıkça, yayılma mesafelerinde büyük bir artış görebiliriz."
ÜREME STRATEJİLERİ TÜR ÇEŞİTLİLİĞİNİ HIZLANDIRDI
Erken dönem hayvanları yeni yaşam alanlarına ve yeni üreme stratejilerine uyum sağladıkça, tür çeşitliliği hızlandı. Bu dönem, Ediacaran evriminin ikinci büyük dalgasını işaret etti ve hayvanların hareketli hale geldiği ve ekosistemlerin çok daha karmaşıklaştığı Kambriyen dönemde evrimsel genişlemenin temeli atıldı.
KÖPEK BALIKLARI HAKKINDA BİLİNMEYENLER
İZMİR'DE KÖPEK BALIĞI
Sosyal medyada paylaşılan bir videoda, İzmir Urla'da sahilde kıyıya yakın noktada köpek balığı görüldüğü belirtildi. Yaklaşık iki metre uzunluğunda olduğu öne sürülen köpek balığının kısa süreli paniğe neden olduğu aktarılırken, görüntüler gündem oldu. Videoda hayvanın bir süre kıyıya yakın yüzdükten sonra gözden kaybolduğu ifade edildi.
Antalya'da Alanya açıklarında teknesiyle balık avına çıkan Rusya vatandaşı Ruslan Chernyshev, denizde dikkat çekici bir hareketlilik fark etti. Bölgeye yaklaşan amatör balıkçı, su yüzeyine çıkan balinayı cep telefonu kamerasıyla kayda alarak o anları görüntüledi.
"KÖPEK BALIĞI PANİĞİ"... PEKİ GEÇMİŞTE YOK MUYDU
Osmanlı döneminde köpek balıklarına dair kayıtlar bilimsel tür sınıflandırması olmasa da denizcilik kayıtları, liman gözlemleri, balıkçı anlatıları, seyyah raporlarında köpek Akdeniz, Ege ve Marmara'da köpek balıkları görüldüğü belirtiliyor."Kelb-i bahr", kelime anlamıyla "deniz köpeği" anlamına gelirken Osmanlıca'da köpek balığının karşılığı olarak kullanılıyor. Balıkçı ağlarına zarar veren, orkinos sürülerini kovalayan büyük beyazlar ve büyük camgözler için halkın "canavar balığı", "deniz canavarı"........
