Telefon görüşmeleri neden bir 'işkence'... Yetişkin otizminin beş gizli belirtisi
Hafif-orta düzeyde yetişkin otizminin tam anlamıyla ne olduğunu daha geçen yıl öğrendim. Bir psikiyatrist olarak ilginç bir kişilik tablosuna yeni bir bakış kazandım. Böylece kendimi de daha iyi tanıdım. Bir şeylerin nedenini kavradım, adını koydum. Birilerini daha iyi anladım. Size de anlatayım. Yazar ve şair dostumuz Türkiye eski PEN Başkanı Tarık Günersel yerli yabancı birçok yazar, sanatçıyla söyleşiler yapar, bunları videoyla yayımlar. Bir söyleşiyi de dizi halinde yazar ve terapist Meltem Arıkan'la gerçekleştirmiş. Size şimdi anlatacaklarımın birçoğunu da işte Sayın Arıkan'dan öğrendim. Kafama dank etti ve gerisini de kendim araştırıp irdeledim.
Bilindiği gibi otizm giderek sıklığı artan bir çocukluk, bebeklik mental durumu. Çok ciddi bir problem. Ağır otistiklerin bir bölümü yıllar boyu devam eden uygun yaklaşımlar ve terapiler sonucunda belli bir nesnel, sosyal başarı düzeyine gelebiliyorlar. Ancak hepsi bu şansı yakalayamıyor. Bir de hafif ya da orta düzey ağırlıkta otistik çocuklar oluyor. Bunlar kişiden kişiye hayli değişmekle birlikte çocukluklarında ve sonraki gençlik ve yetişkinliklerinde... Normalden biraz farklı, değişik, hatta bazen tuhaf ve genellikle içe kapanık, utangaç, sosyal ilişkilerinde zorlanan bireyler olarak tanınıyorlar.
Ancak zekaları iyi veya çok iyiyse; sorumluluk duygusu, iradesi güçlü kişilikteyseler sosyal yaşamda ve iş yaşamında hayli başarılı olabiliyorlar. Hatta çevrelerindeki herkes onları içe kapalı veya utangaç biri olarak da görmeyebiliyor.
Çünkü buradaki içe kapanıklık veya utangaçlık veya sosyal fobi sıradan bir normal kişilik özelliği değil. Sıradan içe kapanıklardan hayli farklılar. Altta otizm yatıyor. Bu kişiler kendi iç dünyalarıyla fazlaca meşguller, o yüzden o dünyadan başkalarıyla ilişki dünyasına geçişte zorlanıyorlar. Her boyutta ve her alandaki ilişkide zorlanıyorlar.
Fakat zeka düzeyleri yüksek, sorumluluk duyguları yüksekse, küçük yaşlardan başlayarak bu ilişki rollerini pek iyi öğreniyorlar. Fazla hazetmeseler de her türlü sosyal görev ve ilişki modellerini üstleniyorlar. Bazen bu rolleri çok büyük başarıyla oynuyorlar. Bir bölümü çocukluk çağında atak, dışa dönük, sosyal görünebiliyorlar. Ancak bu öğrenilmiş davranışları sergilerken öncesinde, sırasında ve sonrasında acı çekiyorlar ve çok yoruluyorlar.
Hiç mi zevk almıyorlar sosyal rollerden, insan ilişkilerinden... Alıyorlar bir parça, hatta bazen çok fazla, ama bunu yaparken yine de acı çekiyor, bir bitse diyor, zorlanıyorlar. İnsanları sevmiyorlar mı? Her otistik bir değildir. Bazıları gerçekten sevmez. Ama çoğu aslında normalden fazla sever. Kendi iç dünyalarını karşısındaki büyük çoğunluğa atfederler. Başka deyişle empati düzeyleri birçok zaman aşırıdır. Bu da onları içsel olarak daha da yıpratır…
Bir de bu gizli otistik kişi takıntılı, yani obsesif ve mükemmellik saplantılıysa vay haline... Sosyal yaşam onun için daha zordur. Ne var ki bu tüm yaşamlarına yayılmış zorluklar onlarda belli bir düzeye kadar minimalizm, beklenti azalması, kalenderlik de yaratabilir. Bazen normal insanlardan daha rahat görünebilir, bazen normalden çok daha atak olabilirler.
Ruhsal ve........
