menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Batı'nın bilinçaltındaki korku

122 0
03.10.2026

Carl Gustav Jung’la sohbetimizin 4. ve son bölümüne geldik. Carl (Koral ya da daha doğrusu Karal) hocayla bu kez Türkçe gramerinin Avrupa dilleri gramerini nasıl oluşturduğunu konuştuk. Amor (aşk) sözcüğünün Türkçe kökeni bizi çok kötü yerlere götürdü. Şöyle ki Karal hoca biz Türkleri toptan Türklükten atabileceklerini söylüyor.

Hocam, Türk okumuşların neden Atatürk’ün tezlerinden, dolayısıyla bizim tezlerimizden kaçtıklarını konuştuk. Ya yabancıların korkusu neden? Bunu Türk korkusu diye açıklamak fazla mı basitlik olur?

Onlardaki de aynı. Gölgelerinden korkuyorlar. Bu gölgenin Türk olduğunu bir şekilde bilinçaltlarıyla biliyorlar. Bu onları daha da korkutuyor. Evet, bu basit bir öteki, başka kavim, başka din, yabancı düşmanlığı değil. Basit bir ırkçılıkla açıklanamaz. Gölgeyi reddetmek onun daha da güçlenmesine ve beklenmedik anlarda patlamasına yol açar. Hem gölgeyi reddediyorlar, hem de bunu biliyorlar.

Gölgeyi kabul edip onunla uzlaşmak önlerini açacak. Fakat buna cesaretleri yok, riskleri göze alamıyorlar. Esas sorunu çözecek gölgeyle barışma yolunu değil, kendilerine en kolay gelen anima-animus birleşmesi yolunu seçiyorlar: Eşcinselliği kültürel olarak bu kadar yüceltmeleri ondan.

Hocam, “anima” da Türkçe kökenli. Can, yaşam ruhu demek. Animal (hayvan) kelimesi de buradan geliyor, “animasyon” kelimesi de buradan geliyor. Eski Türkçede “ang” hayvan demek, “-an” eki canlı veya hayvan demek. İnsan, hayvan ve eski Türkçe hayvan isimleri “an” ile biter. Kaplan, aslan, sırtlan, solucan, sazan, kulan, ceylan vs.

Neymiş be bu Türkçe! Yeter yahu. Konuyu dağıtıyorsun bak. Ne diyeceğimi de unutturdun. Ne diyordum… Hah! Yok… Aklıma gelmedi. Hayvan mı dedin. Oradan gidelim. Sizin Ortaçağ mizah bilgeniz vardı, adı neydi? Nasrettin Hoca… Ona sormuşlar… Dünyanın merkezi neresidir? Hoca düşünmüş bir an… “Eşeğimin sağ ön ayağının bastığı yerdir” demiş… Olur mu öyle saçma şey diye itiraz etmiş ahali. “İnanmayan varsa gelsin ölçsün” diye kestirip atmış hoca. Eee, buradan nereye varacaktım.. Haa.. İşte bu uygar Batı’nın aklı da böyle çalışır. Dünyanın merkezi kendi bulundukları yer. Ondan ötesi Doğu’dur yani hiçliktir. İnanmıyorsanız bizim üniversitelerimize sorun derler.

Dünyanın merkezi tamam orası da… Oranın eski bir tarihi yok. Bu halklar, bu diller oraya........

© OdaTV