Demirellerin kızını bilen çıktı
Odatv’den çocuklar aradı, Süleyman ile Nazmiye Demirel'in kızlarını yazdığım yazım o kadar çok okunmuş ki “Neredeyse rekor kıracak Hürrem Hanım” dediler.
Varolun çocuklar, ne mutlu bana…
Yazıma gelen yanıtlar arasında mühim bir isim de var, Emekli Diplomat Vahit Özdemir. Yazımı ilgiyle okuduğunu belirtmiş, gurur duydum.
Demirel çiftinin bilinmeyenlerine dair birkaç husus da o aktarmış. Hemen geçtim bilgisayarımın başına, sizlerin de malumatı olsun diye başladım yazmaya.
Esat Kıratlıoğlu, onun 1954 senesinden itibaren 3 sene boyunca Demokrat Parti Niğde Milletvekilliği yapan üvey abisi Hasan Hayati Ülkün ve bizzat Alparslan Türkeş’in aktardığı bazı ayrıntılar…
Kıratlıoğlu, Süleyman Demirel’i eskiden tanıyor. Demireller o sene Amerika’ya gitti, giderken Nazmiye Hanım evlerindeki elektrikli fırını Kıratlıoğlu’nun annesine hediye etmiş. Öyle yakın tanıyorlar birbirlerini.
NAZMİYE HANIM NEDEN ANKARA’DAN UZAKLAŞTI
1954 yılında DSİ Barajlar Daire Başkanı olan İTÜ mezunu Yüksek İnşaat Mühendisi Süleyman Demirel’İn Kavaklıdere Buğday Sokak’ta sarı renkli 2 katlı villası var… Bugün o villanın yerinde bir otel var, tam Buğday Sokak ile Güniz Sokağın kesiştiği yerde.
Konuya döneyim, meğer o villanın giriş katında DP Niğde Milletvekili Hasan Hayati Ülkün kiracı olarak oturuyormuş. Kıratlıoğlu’nun üvey abisi Ülkün…
Hem de Demirellerin kızının doğduğu ve maalesef vefat ettiği o dönemlerde… Sayın Özdemir’in aktardığına göre Nazmiye Hanım küçük kız vefat etmeden evvel bir süre Ankara’dan uzaklaşmış. Artık küçük kızın rahatsızlığından mıydı, kendi rahatsızlığından mı bilmiyoruz…
Bu arada çocuklar Hasan Hayati Ülkün de küçük kızın engelli doğduğu yönündeki iddiaları pek yalanlamamış.
Vahit Özdemir değinmiş, ben de hatırlıyorum: Ankara’da eski ikinci Meclis’in karşısında 2 tane sarı bina vardı.
Bu binaların biri Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü diğeri, Merkez Komutanlığı binalarıydı. Bugünün Merkez Bankası ek binasıyla otelin olduğu yer.
İhtilal sonrası Alparslan Türkeş resmen Başbakanlık Müsteşarı olmuştu, hem de fiilen Başbakandı.
Demirel de artık 36 yaşında ama tecil ettiğinden henüz askerliğini yapmamıştı. Gerisini biliyorsunuz, yurda döndükten sonra Ankara’daki Merkez Komutanlığında gözaltına alındı asker kaçağı olduğu gerekçesiyle… Türkeş’in özel ricasıyla serbest kaldıktan sonra Ordu Donatım Yedek Subay Okuluna teslim olan Demirel’in sık sık bayıldığını yazmıştım. O zaman da kiloluydu… Eğitim sonrası asteğmenlik sınavında birinci olmuş olmasına ama hediye olarak belirlenen altın kol saati okul ikincisine verilmiş meğer.
“ZOTİ KENAN” TÜRKEŞ’E NEDEN YALVARDI
1960 yılında Ordu Donat. Okulu’nun Kurmay Başkanı Kenan Evren. Kur. Alb. Türkeş ile devre arkadaşı. Türkeş’in Almanya’da bana bizzat anlattığına göre Evren Harp Okuluna sivil liseden geldiği için aralarında bir samimiyet yok, sadece devre arkadaşlığı var.
Kenan Evren’in adı emekliler listesinde lakin istemiyor. Başbakanlık Müsteşarı Türkeş’e deyim yerindeyse yalvarıyor “Devrem 3 tane kızım var ne olur beni emekliye sevketmeyin, kızlarımı rahat bir şekilde evlendirebilmem için hiç olmazsa Tuğgeneral bari olayım” diye…
Özdemir’in bizzat Türkeş’in sözlerinden aktardığına göre Evren’in yalvarmasına acıyan Türkeş emekliler listesinde yer alan devre arkadaşı Kur.Alb. Evren’in ismini kırmızı kalemle emekliler listesinden çiziyor.
Yine Türkeş’in anlattığına göre Kara Harp Okulundaki arkadaşları Kenan Evren’e “Sarı Kenan, Zoti Kenan, Tilki Kenan” gibi lakaplar takarmış.
Böyle işte çocuklar, benim de bilmediğim ne detaylar var…
Hep derim, bir havadisi, bir yazıyı okurken bir yandan daima düşünün, tartın… Bilhassa tarih anlatılarında ne yaşamlar, ne öyküler var böyle detaylarda…
Haydi, öptüm gözlerinizden...
