Kütahya Emet’te Cevizdere Şehitliği ve Kuvâ-yi Milliye Kahramanı Dr. Fazıl Bey
Bugün 29 Mart 2026, pazar. Önemli bir tarihi gün değil, ancak mart ayı içerisinde 14 Mart Tıp Bayramını ve ardından 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma gününü kutladık ve köşe yazılarımızda bu konulara yer verdik.
Bugün, Ankara'dan İzmir'e, 28 Mart 2026’da Prof. Dr. İ. Hamit HANCI ile otomobille yaptığımız bir yolculukta, Kütahya ilimizin Emet ilçesine uğramamız üzerine, yine ve yeniden şehitlerimizi anmak için bu yazıyı ele alıyorum. Emet’e uğrama nedenimiz ECDAD (Emet Ceviz Dere Araştırma Derneği) başkanı Ali DUYAN Beyefendiyi ziyaret etmemizdi. Önce Cevizdere Şehitliği’ni ziyaret ettik. Ardından Emet’e, dernek binasına geçtik.
**
Günümüzde ABD-İsrail ve İran savaşı gündemde. Bu süreçte ülkemiz, ulusal birlik ve güçlü orduya en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerden birini yaşıyor. Milletimiz, ulusal devletimizi zorlu koşullarda kurmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti nasıl kurulmuştur?
Günümüzde, genç kuşağın, cumhuriyeti nasıl kurduğumuzu unutmaması ve millî duyguları canlı tutması önemlidir.
**
17. yüzyıldan itibaren Anadolu'da yaşayan halk kendini “Türk” olarak tanımlamıyor, Osmanlı'nın “Müslüman tebaası” olarak görüyordu. Savaşlara asker olarak katılan köylüler, fedakârca mücadele ediyor ve devletten karşılık beklemeden yaşamlarını sürdürüyorlardı.
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı İmparatorluğu parçalanma sürecine girdi. Çanakkale'deki başarıya rağmen Anadolu, Sevr Antlaşması ile bölündü ve Müslüman tebaa Kurtuluş Savaşını başlatmak zorunda kaldı.
**
Kütahya Emet'ten geçerken şehitlerimizi andık; ilk durağımız Cevizdere Şehitliği oldu. Emet'teki Kurtuluş Savaşı dönemi olaylarını kısaca özetleyelim:
“15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgaliyle Emet Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kuruldu; bu cemiyet İzmir'den sonra kurulan ilk cemiyet oldu. Doktor Fazıl Bey’in (Dr. Fazıl DOĞAN) çabalarıyla, Osmanlı'nın kuruluş yıl dönümü 1919’da Söğüt dışında ilk kez Emet'te kutlandı ve Emet Milli Müfrezesi oluşturuldu. Dr. Fazıl Bey, bölgedeki kurtuluş hareketlerinde ve Simav isyanının bastırılmasında aktif rol aldı, ardından Kuvay-ı Seyyare birliklerine katıldı.
Daha sonra Dr. Fazıl Bey'e Demirci-Gördes Çevresi Kumandanı unvanı verilmiştir.
Dr. Fazıl Bey, yalnızca bir hekim olmanın ötesine geçerek hem ülkemiz hem de Emet için önemli katkılarda bulunmuştur. Yunan işgali sırasında, milli mücadele ruhu Yüzbaşı Ahmet Ragıp, Teğmen Şükrü ve on askerle birlikte giderek büyümeye başlamıştır. Yunanlılar Emet’i kuşattıklarında, ilçenin hükümet konağına yerleşmiş ve halka büyük zulümler yapmışlardır. Kasaba halkının yiyeceklerine el koymuş, koyun ve keçilerini alarak kendilerine ziyafetler düzenlemiş, halkın evlerinden çıkmasını yasaklamışlardır. Buna karşın Yunan askerleri Emet'te diledikleri gibi gezmiş, eğlenmiş ve halkı baskı altında tutmuşlardır. Kısacası, Yunanlılar Emet’i tamamen işgal ederek sahiplenmişlerdir. Emet halkı, bu duruma gönülden tepkili olsa da işgalin baskısı altında o anda yapabilecekleri fazla bir şey yoktu.
19 Nisan 1922 tarihinde, on kişilik bir Yunan birliği Emet’teki askerî birliğin gıda ve erzak ihtiyacını karşılamak amacıyla Değirmisaz köyüne gitmiştir. Orada, Yunan askerlerini gören ve milli mücadeleye gönül vermiş olan köylüler, ellerindeki silahların yetersizliğine rağmen işgal altında yaşamanın verdiği sıkıntıyla “Biz işgal altındayız, kendimizi savunacak silahımız bile yokken onlar makineli tüfeklerle halkı soyuyorlar,” diyerek durumu Yüzbaşı Ahmet Ragıp’a bildirmişlerdir. Ardından, gece saatlerinde Yunanlıların Değirmisaz’da konakladıkları köy odasına baskın yapılmasına karar verilmiştir.
Sülye Balalılar Değirmisaz’a vardıklarında köy muhtarı Kadıoğlu İsmail, eğer bu gece köy odasına baskın yapılırsa, Yunanlıların bunun sorumluluğunu kendilerine yükleyeceklerini, mümkünse bu baskının ertesi günü köyden çıktıktan sonra yapılmasını söyler ve bu kabul edilir. Yunanlılar köyden ayrılır ayrılmaz köyün dışında bulunan Emet çayını geçerler.
20 Nisan’da pusuya yatan Sülye Balalılar tarafından Yunan askerlerinin altısı öldürülür. Avcı kolu halinde köyden çıkmaları sebebiyle Yunan askerinin hepsi pusuya düşmez, ikisi yaralı halde Eğrigöz tarafından kaçarak Emet’teki birliğe ulaşır. Bu olay üzerine Değirmisaz muhtarı Kadıoğlu İsmail’le birlikte iki azası Yunanlılar tarafından yakalanıp Emet’e getirilir.
Değirmisazlılar üç gün süren eziyete dayanamayarak, yapılanların kendileri tarafından değil, ancak Sülye Balalılar tarafından yapılmış olabileceğini söylemek zorunda kalırlar. Bu sözler üzerine Yunanlı komutan, Emet Belediye Başkanı Terlemez Hasan’ı yanına çağırır ve kendilerine bir “eğlence” düzenlenmesini ister. İstedikleri; koyunların kesilip yemek hazırlanması ve askerleri oyalamak için Emetli kadınlardan kırkının getirilmesidir. Komutan bunlar yapılmadığı takdirde, Belediye Başkanı Terlemez Hasan’ı ve Emet’in tamamını öldürmekle tehdit eder. Terlemez Hasan sinirlense de halkın zarar görmemesi için hemen karşı çıkmadan kabul eder ve komutanın yanından ayrılır.
Belediye Başkanı Terlemez Hasan, o an olan biteni görünce kafasında bir plan kurar. Düşmanın vatan, mal ve canına göz dikmesi yetmezmiş gibi bir de kadınlara yönelik istekleri olduğunu anlar. Yunanlı komutanın yanından ayrılır ayrılmaz, Yüzbaşı Ahmet Ragıp ve Teğmen Şükrü, yanında bulunan askerlerle birlikte, bu durumu haber vermek üzere hemen harekete geçer. Haberi alan Millî Mücadele’deki askerler,........
