menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO Toplantısı: Yeni Dünyanın Omurgası ve Vazgeçilenlerin İlanı Mı?!

17 0
07.07.2026

Bugün aslında dün'dü.
Ortadoğu’da patlayan her revizyon, eninde sonunda Çin’e uzanıyor.
Dün bugün'ün gölgesinde.
Birçok kişi hâlâ bu savaşları basit bir bölgesel çatışma sanıyor.
Oysa mesele çok daha büyük.
Öncelikle...
Çin’in en derin korkularını sıralayalım:
Batıdan kuşatılmak, denizden çevrelenmek, kara koridorlarının güvensizleşmesi, Uygur havzasının istikrarsızlaşması ve Türk dünyasının kültürel-siyasi canlanması.
Nitekim...
İran’da olası bir değişim, Pakistan üzerindeki baskının artması, Orta Asya Türk devletlerinin güçlenmesi ve Türkiye’nin merkez ülke hâline gelmesi Çin açısından aynı denklemin parçalarıdır.
Hal böyleyken...
Uygur meselesi yalnızca insan hakları konusu olmaktan çıkar; jeopolitik bir kaldıraç hâline gelir.
Demem o ki:
Türkiye’nin Uygur konusundaki rolü de sıradan diplomatik bir duruş değildir.
Türkiye aynı zamanda Türk devletlerini birbirine bağlayan siyasi merkez, Orta Koridor’un güvenlik sağlayıcısı, Doğu Akdeniz’den Türkistan’a uzanan kültürel-fikrî eksenin kalbi ve Batı ile Türk dünyası arasında zorunlu geçiş kapısı konumuna yükselmektedir.
Demem şu ki:
Peki Rusya neden bu kadar sessiz?!
Elbette her şeyi görüyor.
Ancak her gelişmeye doğrudan müdahale edemez.
Çin’in aşırı güçlenmesi uzun vadede kendisi için de tehdittir.
Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmenin maliyeti çok yüksek, ABD ile kontrollü pazarlık alanlarını kaybetmek istemiyor, Orta Asya’dan bütünüyle dışlanmak de istemiyor.

Nüans?!
Rusya’nın yaklaşımı nettir:
Dengeleri bozmayayım ama oyunun dışında da........

© ngazete