Ankara Zirvesi: NATO’da Türkiye’nin Yükselişi!
Ankara Zirvesi: Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” Vizyonundan Erdoğan’ın Stratejik Zaferine ve/veya NATO’da Türkiye’nin Yükselişi?!
...
Bugün aslında dün’dü.
Dün bugün’ün gölgesinde.
Öncelikle...
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Cumhuriyet’in temel dış politika ilkesi olarak ortaya koyduğu ve 20 Nisan 1931 tarihli konuşmasında vurguladığı “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, yalnızca bir barış çağrısı değil; aynı zamanda güçlü, bağımsız ve stratejik bir Türkiye’nin kolektif güvenlik mekanizmalarında etkin rol almasının da önünü açan ileri görüşlü bir manifestoydu.
Nitekim...
Atatürk’ün bu ilkesinin ışığında, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomatik ve stratejik alanda nasıl bir başarı öyküsü yazdığını tüm dünyaya gösterdi.
Hal böyleyken...
NATO’nun “anayasası” olarak bilinen Washington Antlaşması’nın 5. Maddesi - “Birine saldırı, herkese saldırı sayılır” ilkesi - bu zirvede bir kez daha “sarsılmaz bağlılık”la teyit edildi.
Demem o ki:
Bu teyit, özellikle Trump dönemindeki geçmiş şüphelerin gölgesinde kalan müttefikler için kritik önem taşıyordu.
Demem şu ki:
Değerli bir hariciyecimizin de vurguladığı gibi, bu madde bir ara tereddüt altındaydı; Türkiye’nin vazgeçilmez önceliğiydi.
Nüans?!
Ankara’da bu teyidin netleşmesi, Türkiye’nin güvenlik kaygılarına doğrudan cevap niteliği taşıdı.
Demem o deme değil şu deme:
Zirve, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde (Beştepe) düzenlendi.
32 NATO üyesi ülkenin liderleri, kilit ortaklarla bir araya geldi.
Hasılı:
Ana gündem maddeleri arasında Ukrayna’ya 2026 için 70 milyar avro askeri teçhizat, yardım ve eğitim taahhüdü; savunma harcamalarında devasa artışlar (Avrupa müttefikleri ve Kanada’nın 2025’te 139 milyar dolarlık yatırımı ve yeni 50 milyar dolarlık........
