Çoklukta Boğulanların Can Simidi Pareto Analizi
Bu makalemin başlığına “Etkin Karar Verebilenlerin Can Dostu” adı versem de olurdu. Pareto analizi bir asır kadar önce Willfredo Pareto tarafından insanlığa kazandırılmış bir analizdir. “ABC” analizi olarak da tanınan bu analiz başarılı karar vericiler ve başarılı yöneticilerin vaz geçmeden kullandıkları bir analiz ve çok yararlı bir yöntemdir.
Pareto kuramı veya analizi genellikle şöyle açıklanır: Bir sonucu oluşturan sebepler, en büyük sebepten başlamak kaydıyla en küçük sebebe doğru atlanmadan sıralanırlarsa, sebeplerin ilk yüzde yirmisi sonucun yüzde seksenine yakın bir tutardadır. Takip eden yüzde otuz sebep, sonucun yaklaşık yüzde on beş kadarını oluşturur, Geri kalan yüzde elli sebep ise sonucun sadece ve sadece yüzde beş kadarını oluşturur.
Bu çarpıcı tespit bir işletmede satıştan, satın almaya, tahsilattan, ödemelere, stok takibinden Ar-Ge çalışmalarına oradan tutun, Kalite Sağlamaya kadar aklınıza gelebilecek her konuda “Akıllı Yöneticilerin Karar Arkadaşıdır”
Pareto Analizini ben 1975 yılında duydum ve öğrendim. Ancak 1984 yılında danışmanlık ve yetişkin eğitimciliği mesleğine profesyonelce başladığımda bu analizden bihaber binlerce insana, dahası yüzlerce yöneticiye rastlamıştım. Günümüzde dahi bunu bilmeyen, bilseler de maalesef hayatlarında uygulamayan çok yönetici var. Bu yazımda sizlere ilham vermek ve Pareto Analizini hatırlatarak, işlerinizde yarar sağlamak için yaşanmış bir kaç örnek vereceğim.
Evet ben Pareto Analizini 25 yaşında duyup öğrenmiştim ancak bir iş insanı, kafası azıcık çalışan bir insan olarak, inanın ki bunu daha önceleri bilmeden hep uygulamıştım.
Gayrettepe’de bakkalımız alacak tahsilatı peşinde çok zaman kaybettiğinden bahsederek, neredeyse 100 den çok kişide alacağımız var deyip, “Bakkal Defterini” göstermişti. Gerçekten de altmışlı yılların sonları için bu alacakların toplamı oldukça büyük bir rakam tutuyordu… Çırağını sürekli apartman blokları arasında “alacak takibi” için meşgul ettiğini söyleyerek, “Ahmet be, her ayın ilk iki haftasında çocuğun bana hiç yardımı olmuyor. para peşinde koşmaktan” demişti. Ben de bakkalıma şunu söylemiştim: “Bak ağabey burada beş lira da on beş lira da yüz lira da borcu olan var. Sen en iyisi en çok alacağın olan kişileri sürekli rahatsız et, alacağının tamamını olmasa da bir miktarını alır ve hesapları azaltırsın.”
Aynı gün akşam üstü eve dönerken uğradığım bakkalım adeta sihirbaza meftun olmuş kabile erbabı gibi “Ahmet be, Allah senden razı olsun. Bu gün çok iyi para topladım. Çırak da dükkanda bana daha fazla yardım etti…” diyerek memnuniyetini belli etmişti.
Bir başka uygulamayı 1978 yılında gerek Taksim........
