menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Kadın insan mıdır?”

261 0
12.10.2026

Yukarıdaki soru, yıllar önce Suudi Arabistan’daki bir konferansın (!) konu başlığıydı!

Çok ama çok eskilerin başlıca sorusuydu bu, ne yazık ki! Semavi dinlerden bile önce… Neredeyse insanlığın her türden inanç ve doğal olarak batıl itikatlarla tanıştığı, kabile büyücülerinden başlayıp, dinsel önderlere kadar ulaşan binlerce yıllık serüvenin anahtar sorularından biriydi...

İlkel kavimlerden başlayarak, eski çağların büyük tarım imparatorluklarına ulaşıncaya dek geçen devasa zaman dilimi içinde kadın giderek küçümsendi, dışlandı, horlandı ve sonuçta en ağır şartlar altında yaşamak zorunda kaldı...

Tarih zamanımıza doğru ilerledikçe, semavi dinler olarak bilinen üç büyük dine ulaşıldıkça, kadının ortak sıfatı da belirginleşti:

-Şeytanın yeryüzündeki sureti.

Niçin biliyor musunuz; kadının ‘adet görmesi’ yani kan, erkek egemen ve de cehaletin en koyusunu yaşayan topluluklarda anlaşılamayan, bu nedenle ‘şeytan işi’ olarak görülen bir durumdu da ondan! Ve giderek kadın; kuraklıktan, sele, depremden vebaya, tüm doğa felaketlerinin, tüm hastalıkların, tüm olumsuzlukların en büyük sorumlusu olarak görülmeye başlandı. Bunun yanı sıra kadın, kız çocuk giderek ‘mal’, yani alınır satılır, istenirse yok edilir bir meta durumuna da indirgendi, ne yazık ki...

Orta Çağ da kadın için öncekinden farksız, hatta çok daha korkunçtu...

Çünkü erkeğin, kadına karşı öfkesi ve kini kurumsallaşmıştı!

Örneğin üç büyük din dediğimiz, sırasıyla Yahudilik (Musevilik), Hristiyanlık ve İslamiyet’te de söylentiler,........

© Nefes