Toplumsal Alzheimer ve az gelişmiş demokrasi sendromu
Dün acı çektirdiği politikacıyı bugün kahraman yapan…
Dün batırdığı ekonomik modeli bugün “yeni çözüm” diye alkışlayan…
Dün kendisini ezen gücü bugün yeniden “kurtarıcı” gibi bağrına basan toplumlar, hastalıklıdır…
Hastalığının adı da: Toplumsal Alzheimer’dır…
Az gelişmiş ülke demokrasileri, işte tam da bu hastalıkla maluldür…
Çünkü demokrasinin gelişmişliği sadece sandıkla ölçülmez; hafızayla, hesap sormayla, öğrenme kapasitesiyle ölçülür…
Gelişmiş demokrasilerde:
Kurumlar, kamu hafızası, arşiv, basın ve yargı vardır...
Bu kurumlar topluma “hatırlatma” işlevi görür, unutmayı engeller…
Az gelişmiş demokrasilerde ise hafızayı taşıyan bu kurumlar ya yoktur ya da felç edilmiştir…
Bu toplumlar dünün yanlışını bugün hatırlamaz…
Hatırlamadığı için de her yanlış, “ilk kez” oluyormuş gibi gelir…
Toplumsal hafızası olmayan millet, iktidarın hafızasına mahkûm olur…
Medya, modern toplumun kayıt cihazıdır…
Ne kadar çok merkez, o kadar çok hafıza...
Az gelişmiş demokrasilerde medya tekelleşince geriye sadece, “iktidarın hatırlattığı kadar” bir tarih kalır…
Yani, Alzheimer’ın ta kendisi...
Hafıza tutan toplum olmak
Toplumsal Alzheimer’ın en tehlikeli belirtisi: geçmişi kötüleyenin değil, hatırlayanın suçlanmasıdır…
Geçmişte yapılan yanlışı söylemek “bölücülük”, haksızlığı hatırlatmak “ihanet”, hukuksuzluğu dile getirmek “kaos yaratmak” sayılır...
Gelişmiş demokraside geçmişi hatırlamak erdemdir, az gelişmiş demokraside ise tehlike...
Bu labirentten çıkış yolu: Hafıza tutan toplum olmaktır…
Bizim ihtiyacımız olan şey de yeni bir siyasal slogan, yeni bir kahraman da değil, hafızayı kurumsallaştırmaktır...
Bağımsız medya, özgür üniversiteler, güçlü sivil toplum, hesap sorulabilir yönetim, şeffaf arşivler, hukukun üstünlüğü…
Bunlar olmadan hiçbir toplum aklını koruyamaz...
Aklını koruyamayan toplum ise kaderine hükmedemez…
Sözümün özü canlarım:
Toplumsal Alzheimer, “unutkanlık” değil:
Bir demokrasi kusuru…
Bir hafıza yoksulluğudur...
Geçmişe değil, geleceğe mal olur…
Bu yüzden hatırlamak, sadece bir tarih görevi değil; aynı zamanda bir demokrasi görevidir...
Hatırlamak cesarettir…
Hatırlamak bağımsızlıktır…
Hatırlamak özgürlüktür…
Ve bir toplum hatırladığı gün, değişim başlar…
