menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mansur Yavaş’ın önerdiği “strateji”

69 0
latest

Arnavutluk’tan dönen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ayağının tozuyla CHP Genel Merkezi’ne gitti ve Genel Başkan Özgür Özel’le görüştü. O gün çıkan yazımda şu cümleleri kaleme almıştım:

Son olarak Özgür Özel’le Mansur Yavaş arasında ne konuşuldu? CHP MYK’sında (21 Nisan) bu da gündeme geldi. Özel, Yavaş’la sıcak bir telefon görüşmesi yaptıklarını anlattı, Yavaş’ın partiyle bir sıkıntısı olmadığını ama kurumsal anlamda bazı sıkıntılar olduğunu dile getirdiğini söyledi. Mitinglere devam etme ve daha sert bir söylem de gündemlerindeki diğer konuydu. Ancak, belediye başkanlığından istifa ya da meclis üyeliklerinden ayrılma konusunun olmadığını söyledi Özel. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunun da açılmadığını öğrendim. Özgür Özel, Mansur Yavaş’la yakın zamanda görüşmeyi düşünüyor ve Yavaş’ın Tiran dönüşü bu yemeğin gerçekleşeceği ifade ediliyor.”

23 Nisan TBMM resepsiyonunda da Özel, Yavaş’la görüştüklerini anlattı. Mansur Yavaş’ın 18 Nisan’da Ankara’da gerçekleştirilen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, yerel yönetimlere yönelik baskının arttığını belirterek, “Hukuk askıya alındı, her gün yeni bir operasyonla uyanıyoruz. Biz bunu seyredemeyiz. Özgür Özel ile görüşeceğim. Topluca bir karar almamız ve bu kararı tüm dünyaya duyurmamız gerekiyor” çağrısı sorulan Özel, şu yanıtı verdi:

“Biz pazar günü Mansur Bey ile telefonda görüştük. O ardından Arnavutluk’a gitti. Dün akşam Genel Merkez’de Mansur Bey ile 1 - 1,5 saat sohbet ettik. Genel olarak durum tabii ‘Belediyelere karşı bu kadar haksız, hukuksuz, vicdansız saldırılar varken artık buna hiçbirimiz dayanamıyoruz’ dedi. O yüzden gerçekten artık bu kadar mücadele ediyoruz, ‘Başka ne yapalım’ı değerlendirdik. Şunda hemfikiriz. Dün de söyledim, millet elinize bir bayrak verdiyse onu bırakmayacaksınız. Ulubatlı Hasan’dan beri bayrağı bırakmayan kazanır. Protesto edebiliriz, eylemler yapabiliriz, farklı mücadeleler seçebiliriz ama milletin elimize verdiği bayrağı bırakmayız. Öyle bir seçeneğimiz yok. Zaten Mansur Bey de öyle bir düşüncede olmadığını kendisi söyledi. Ama çok derinlemesine birtakım hukuki çalışmalar yapmayı, bundan sonra yapılan haksızlıkları, eşitsizlikleri daha görünür kılmayı, millete daha doğru ve iyi şekilde anlatabilecek her platformu kullanmayı değerlendirdik.”

Suçlamalara “hukuki” yanıt

Buradaki kritik cümleler: “Derinlemesine birtakım hukuki çalışmalar yapmak… Bundan sonra yapılan haksızlıkları, eşitsizlikleri daha görünür kılmak… Millete daha doğru ve iyi anlatmak…”

Anladığım ve CHP’de konuşulan da “Mitinglerin başarılı olduğu ancak gelinen noktada yeni yolların geliştirilmesi gerektiği” yönünde. Bu noktada Mansur Yavaş’ın kendisi ve bürokratlarıyla ilgili verilen son soruşturma izninin ardından düzenlediği basın toplantısına dikkat çekiyor kaynaklarım. Hukuki anlamda, kendilerine yöneltilen suçlamaları “açığa çıkaran” dosyaları kamuoyuyla paylaşmanın, halkı ikna konusunda etkili olacağına işaret ediyorlar.

17 Nisan’da Yavaş “Karabük ve Çankırı’daki seçim mitinglerinde Ankara Büyükşehir’in otobüsleri, araçları kullanıldı” soruşturmasıyla ilgili, Seçim Kanunu’nun “Memur ve hizmetleriyle her türlü araç ve gereç imkânlarını siyasi bir partinin veya adayın emrinde veya herhangi bir siyasi faaliyeti çalıştırmaları, kullanmaları veya kullandırmaları yasaktır” hükmünü gösterdi. Ancak Yavaş kanunun 180’inci maddesine dikkat çekti. Bu madde ile “Seçim sonuçlarından doğan kamu davası seçimin bittiği tarihten itibaren altı ay içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamaz” denilerek dava süresi düzenleniyor. Yavaş, kamu kaynaklarını siyasi faaliyetleri için kullanmadıklarının altını çizerken, soruşturma izni veren İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye seslendi: “Bu kanunu bilmiyor musunuz Sayın Bakan? Kanun hükmü bu kadar açık. Bunu sizin önünüze nasıl getirdiler anlamıyorum. Ya sizi zor durumda bırakmak istiyorlar ya da beni itibarsızlaştırmaya çalışırken bu ülkenin en önemli kurumu olan İçişleri Bakanlığı’nı zor durumda bırakmayı amaçlıyorlar. Bunların hesabını bence sorun. Hatta imkanı varsa soruşturmayı geri alın. Danıştay’ı da bu işlerle boşu boşuna uğraştırmayın. Kanun hükmü açık, soruşturma yapılamaz deniyor. Seçim 2023’te yapıldı. Bunların tespitleri 2023 yılında yapıldı. Eğer bir suç varsa şimdiye kadar neyi beklediniz? Yapılan soruşturma tamamen kanunsuz, hukuksuz.”

Türkiye’nin sorunlarını kim çözer: Hiçbiri yüzde 35

Son olarak ASLA Araştırma’nın 11-20 Nisan 2026 tarihleri arasında toplam 26 ilde yaşayan 2 bin sekiz kişiyle yaptığı anket çalışmasından bir ayrıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Soru şu: Sizce bugün Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?

Yanıtlar: Hiçbiri yüzde 35, AKP yüzde 24, CHP yüzde 20.5.

Bu yanıtlar üzerinde üç değerlendirme yapılabilir:

- Halkın üçte biri sorunların kimsenin çözemeyeceğine inanıyor. O zaman iktidarın da muhalefetin de -özellikle muhalefetin- “hiçbiri” üzerine kafa yorması gerekiyor.

- Halkın dörtte birine yakını iktidar partisinden umutlu. Yüzde 24, AKP’nin değil ama Tayyip Erdoğan’ın halkta hala kredisi olduğuna işaret ediyor.

- Bu noktada Özgür Özel’in daha çok kafa yorması gerekiyor. Çünkü; halkın beşte birini ikna etmiş durumda CHP. Yüzde 20, bu kadar ekonomik sorun ve hayat pahalılığına karşı “Nerede, ne yapmalıyım?” sorusuna yanıt istiyor!


© Nefes