menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Her şeyin sorumlusu Fenerbahçe ve Galatasaray mı?'

40 0
14.02.2025

Fenerbahçeliler için, bu sezonun en rahat uykusunu armağan eden bir geceyi geride bıraktık. Zihnimize kazınan Avrupa kabusları, gece yarısı ter içinde uyandıran savunma gafletleri, son düdüğe kadar eksilmeyen endişeler…

Hepsi, Anderlecht karşısında sahada izlediğimiz takımın vakur duruşuyla bir süreliğine de olsa hafızalardan silindi. Kadıköy’ün ışıkları altında, Fenerbahçe sahaya bir Avrupa takımı gibi çıktı; tereddütsüz, güven veren, bileğini bükmek için rakibin olağanüstü bir şeyler yapmasını gerektiren bir kimlikle...

Sezon başından beri iki farkla öne geçtiği her maçta bile taraftarını diken üstünde oturtan takım, bu kez çelikten bir güvenle sahadaydı. Rakibini boğarak, nefes almasına dahi izin vermeyerek… Stattan yükselen öz güven dalgası, televizyon ekranlarından fırlayıp evlere sızdı; koltuklarda gerilen sırtlar gevşedi, kaşlar çatılmaktan kurtuldu.

♦♦♦♦♦

Gecenin yıldızları mı? 19 yaşında bir delikanlı; Yusuf Akçiçek... Henüz sakalına ak düşmemiş bir çocuk ama yüreği taş gibi... Bir de 'kurtulalım' denilen Filip Kostic; kaderin cilvesi işte, bu gece kaç Fenerbahçelinin dilinden 'iyi ki göndermemişiz' sözü döküldü kim bilir? Kalede ise İrfan Can Eğribayat; koca bir kaleyi eldivenleriyle kucakladı. Onların yanında Fred, Szymanski ve Skriniar... Kimi topla dans etti, kimi topu rakibe mezar etti. Bir orkestra gibi çaldılar, her nota yerli yerinde, her ritim kusursuz...

Ve en büyük maestro… Jose Mourinho! Onu eleştirenler vardı, sahadaki kumarı fazla seven, tercihlerinde inatçı bulanlar… Ama sonuçları konuşan adamlar tarih yazar. Son 13 maçta 10 galibiyet, 3 beraberlik... Son üç maçta rakipler bir damla bile umut içemedi. Bu takım Mourinho’nun ellerinde biçim değiştiriyor, daha........

© Nefes