menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ben böyle gönüller yakıcı bestenigarım

30 0
08.08.2026

Konstantin Krepano Efendi’nin sahibi olduğu Dersaadet Tramvay Şirketi’nin Beyazıt-Şehzadebaşı hattındaki günün son seferini yapan atlı tramvay da boğuk nal sesleri ve zil kampanaları ile geçtikten sonra konak derin bir sessizliğe büründü. Padişah Abdülhamit’in merkez komutanı Sadullah Paşa’nın Çemberlitaş’taki saray yavrusu konağında az sonra başlayacak olan müzik derslerinin son hazırlıkları sessizce tamamlandı.

Dersi verecek olan “hoca” da yemek yediği selamlıktan çıkıp, beş altı öğrencinin sıralandığı büyük sofaya girdi. Konakta cariye, evlatlık, yadigar, emanet olarak yaşayan ve hepsi de kadın olan öğrencilere bakmamaya çalışarak, sedirde kendisine ayrılan köşeye oturdu.

Pelesenk ağacından yapılmış udunu aldı. Bir iki ahenk tınısı arayıp, karar sesi buldu. Biraz sonra Hafız Hüsnü Efendi’nin Bestenigar makamındaki şarkısının ilk notaları büyük sofayı doldurmaya başladı.

Şişman, kısa boylu, kıvırcık kakülleri alnına dökülmüş ve kelebek gözlüklerinin altındaki gözleri ışıl ışıl parlayan “musiki hocası”, sözlerini kendisi yazdığı için çok iyi bildiği şarkıyı pes bir sesle söylemeye koyuldu.

Şarkının “ben böyle gönüller yakıcı bestenigarım” bölümünü okurken sesini alçalttı, utanarak başını öne eğdi. Kendisiyle birlikte şarkıyı söyleyen kadınlar da tam bu sırada belli etmemeye çalışarak gülüştüler. İçlerinden bir tanesinin ise yanakları kıpkırmızıydı. Adı Nigar olan bu çakır gözlü cariyeye müzik öğretmeninin aşık olduğu, bu şarkının sözlerini onun için yazdığı, cariyenin de bu sevgiye ilgisiz olmamasına rağmen, Sadullah Paşa’nın korkusundan cevap veremediği için çok üzüldüğü........

© Muhalif