menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO Zirvesi ve yaprak sarma

26 0
06.07.2026

Günlerdir, NATO Zirvesi’nin önemini ve de tarihi niteliğini anlatmaktan bıkmayan ulusal medyamız bir yandan da zirveyi sulandırmaktan geri durmadı:

“Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Necla Özmer: Babama yaprak sarması hazırladım”

İHA, DHA’nın geçtiği haberler, A Haber, Halk TV, Haber Global, Hürriyet, Karar, Nefes, Sabah, Show TV, Sözcü TV ve Ülke TV’nin de aralarında olduğu onlarca mecrada yayımlandı.

Halbuki, daha önce de yazdım. Ankara’da yaşayan Necla Özmen adlı bu kadının, ABD Başkanı Donald Trump'ın biyolojik kızı olduğu iddiasını doğrulayacak bir kanıtı olmadığı gibi, mantıki açıklaması da yok. Mahkeme de babalık davasını reddetmiş zaten.

Buna rağmen medyanın bu kadını ciddiye alarak haberler yapması, NATO Zirvesi gibi büyük bir organizasyon öncesinde yeniden haberler yapması, tıklanma, beğeni, ilgi peşine düşen gazeteciliğin geldiği aşamayı gösteriyor. Haberciliğin sefaleti artık bu…

“Trump’ın kızıyım” diye ortaya çıkan kadınla bu kadar ilgilenen iktidar medyası, Ankara’da yaşamın askıya alınmasını, yasakları, erişim engellemelerini, gözaltı ve tutuklamaları ise görmezden geliyor. Onun yerine zirvenin önemini, Ankara ekonomisine katkısını anlatıyor; müjde üstüne müjde veriyorlar. Uluslararası medyaya bile konu olmasına rağmen, akreditasyon yasaklarını haberleştirmiyorlar. Oysa iktidar yanlısı Aydınlık, Ulusal Medya, TV NET ve Ersin Çelik (Yeni Şafak) da reddedilenler arasındaydı.

Bu arada bir hatamı düzelteyim. Geçen hafta reddedildiğini yazmıştım, ama yanlış olmuş, Murat Yetkin’in başvurusu onay bekliyormuş, sonunda ona izin verildi. Meslek örgütlerinin tepkileri de sonuç vermiş olsa gerek ki, akredite edilenlerin sayısı biraz arttı.

Fakat Cumhuriyet, İlke TV ve Sözcü TV’nin yanı sıra Doğan Tılıç (İspanyol Haber Ajansı) ret yanıtı aldı. ANKA ve BirGün’ün talepleri hâlâ beklemede. Bu tip zirveleri yıllardır izleyen Duygu Güvenç (Turkey in Depth) ve Deniz Zeyrek’in de (Nefes) reddedilmesi dikkat çekici.

Maalesef medyaya yönelik engellemeler akreditasyon yasaklarıyla kalmadı. Zirve öncesinde T24 Dış Haberler EditörüBuse Söğütlü ve Odatv editörüCeren Erdoğdugözaltına alındı. Bir de üstüne vazifeymiş gibi, RTÜK de açıklama yaparak, “ülkemizin uluslararası konumuna yakışır yayın yapılmasını” istedi; “Uzmanlarımız izliyor” diye de tehdit etti.

Belli ki, zirveye ilişkin eleştirel ve sorgulayıcı gazetecilik istenmiyor.

Kürt medyasına da barış dili gerek

Kürt medyasının günlük gazetesi Yeni Yaşam, DEM Parti’nin “Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebi” için İstanbul, Van, Mersin ve Diyarbakır’da düzenlediği mitinglerin haberini “Pişmanlık yok Onur var!” manşetiyle duyurdu.

Manşetin altındaki spotta da “hükümetin, yeni sürece eski yasa zihniyeti ile yaklaşmaması ve barışla pişmanlığı karıştırmaması gerektiği” vurgulanıyordu. Anlaşılan, DEM Parti çevrelerinde, Kürt siyasetçilerde PKK’nın silah bırakmasının ardından eski “Pişmanlık Yasası”na benzer yasal düzenlemeyle yetinilmesi olasılığına tepki var; o da “pişmanlık” sözcüğüne alerji yaratıyor.

Nitekim “Öcalan’ın İmralı Sekretaryası” üyesi Çetin Arkaş da Mersin’deki mitingde “pişmanlık” meselesine tepkisini dile getirdi:

“Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz, dönüp bize bakın, meydandaki on binlere bakın, bizde pişman olmuş bir hal var mı? Bu meydanda evladım pişman olarak gelsin pişman olsun onu evlat olarak kabul eden var mı?”

Arkaş’ın, Yeni Yaşam’ın manşetiyle örtüşen bu sözleri Cumhuriyet’te, “Çetinkaya saldırısı sorumlularından terörist Arkaş mitingde meydan okudu: Bizde pişman olmuş bir hal var mı?”, Sözcü’de “Katliamcı PKK’lı Çetin Arkaş, Mersin’de konuştu: Bizde pişman olmuş bir hal var mı?”, Takvim’de, “Çetin Arkaş’tan süreci zehirleyen dil” başlıklarıyla yayımlandı. Birçok haber sitesi de benzer........

© Muhalif