Ana haber sunucusunun otel reklamı
Özlem Gürses, YouTube’daki “Kıbrıs yepyeni başlangıçların eşiğinde” başlıklı videoda “Seneler sonra Kıbrıs’tayım. Haydin buyrun Kıprıs’a” diye başlıyor, Mağusa’da, kalede, sokaklarda dolaşıyordu.
Fakat sonunda “Şimdi sizi Kıbrıs’ın geleceğine götüreceğim” diyerek, lüks bir otele ve aynı şirketin villa projesine gidiyordu. Bir yönetici eşliğinde oteli ve villaları dolaşıyor; bilgi alıyor.
Ardından “Gözümüzle görelim mi?” deyip çevrede dolaşmaya başlıyor; “Deniz kenarındaki tesisi hem otel misafirleri hem de rezidanslarda konut sahibi olan aileler kullanabiliyor” gibi açıklamalarla düpedüz reklam yapıyordu. Video, otelden ve odalardan görüntülerle bitiyordu.
Özlem Gürses, videonun ikinci bölümünde de inşaat projesinden konut alan sanatçı Ziynet Sali ile yine aynı otelden görüntüler eşliğinde söyleşi yapıyordu. Video yine aynı tanıtım görüntüleriyle kapanıyor ve Özlem Gürses şirkete teşekkür ediyordu.
Kıbrıs’ı dekor olarak kullanmıştı ama belli ki, her iki videonun asıl amacı o otel ve inşaat projesinin reklamı. Kıbrıs’ta onca otel ve inşaat şirketi varken neden buraları seçti; reklam karşılığında bir ücret aldı mı? Onu bilmiyoruz.
Ama YouTube’da videonun altına “Bir haftamı çok sevdiğim KKTC’de geçirdim. ..Grup’un ev sahipliğinde Kıbrıs’ı sizin için gezdim” notu koymuş. Sponsorluk ilişkisi olduğunu açıklamış.
Özlem Gürses’in, bu gibi sponsorluk ilişkilerini meşru gördüğü, YouTube hesabına “işbirlikleri” için mail adresi koymasından da belli. Nitekim Kıbrıs’tan sonra da Bodrum’daki bir detoks merkezine gitmiş, oradan da yayın yaptı.
Ancak otel ve inşaat projesinin reklamını yaparak o şirketle ilgili olumsuzlukların da sorumluluğunu üstlenmiş oldu. Ayrıca Özlem Gürses bir YouTuber değil, Sözcü TV’de ana haber bültenini sunan bir gazeteci. Aktardığı her haberin, sırf gazetecilik güdüleriyle hazırlanmış olması, çıkar ilişkisine dayanmayan bilgiler içermesi gerek. Sponsorluk ilişkisine girerek bizzat reklam yapması, güvenilirliğini zedeler; çıkar çatışması izlenimi yaratır.
Daha önce defalarca yazdığım gibi, gazeteci reklam alabilir kendisi reklam yaparak, reklamda oynayarak, reklamcılık ile gazeteciliği karıştıramaz.
Islıklanan İstiklal Marşı değildi!
Ne hikmetse, futbol yazarları Kocaelispor’un, Amedspor maçında tribünlerde “sarı torba” sallanmasını ve yaşanan gerginliği hiç görmedi. Onlar yine maç sonucunu, sahadaki futbolu yazmaya devam ettiler.
Ne o akşamki futbol sitelerinde, TV’lerdeki programlarda olaylardan söz edildi ne de ertesi günkü gazetelerde. Hürriyet, Milliyet, Sabah gibi futbola sayfalar ayıran gazeteler ile Fotomaç ve Fanatik gibi spor gazeteleri de tribünlerde hiç olay olmamış gibiydi.
Medya ancak bir gün sonra savcılık harekete geçip, “sarı torba” sallayan beş kişinin “tahrik edici eylem” suçlamasıyla gözaltına alınıp, haklarında ev hapsi kararı verildiğini açıklayınca olayı algıladı. Savcılık açıklaması Cumhuriyet’ten Yeni Şafak’a kadar birçok yerde yayımlandı.
Ancak Sözcü TV’de ana haber bültenini sunan Serap Belovacıklı, haberi aktardıktan sonra “Sarı torba sallamak ne kadar yanlışsa İstiklal Marşı okunurken sahada Amedspor’un ıslıkla susturmaya çalışması da aynı derecede yanlış, çirkin. Burada beş kişi gözaltına alındı, diğerlerine niye bir şey yapmadınız? Onlar üstün ırk mı?” dedi.
Sözcü gazetesi “İstiklal Marşı ıslıklanamaz” ve aynı gruptan Korkusuz da “İstiklal Marşımızı yuhalamak suç değil” manşetiyle Belovacıklı’nın çizgisini sürdürdü. “Tahrikler artıyor, açılım çığırından çıkıyor” diyen Sözcü’de, fotoğrafların üzerine “İstiklal Marşı’na saygısızlık” ve “Kimi yuhaladı, kimi silah sıkma hareketi yaptı” yazılmıştı.
Belovacıklı’nın serinkanlı........
