Mış gibi yapmak
Yaklaşık bir aydır sağlık sorunları nedeniyle yazılarıma ara ermek zorunda kaldım. Arada ”hayrola, neden yazmıyorsun?” diyen birkaç dost dışında pek de ciddiye alınan bir yazar olmadığımı anladım. İroni bir yana, tedavi sürecim bundan böyle evimle sağlık kuruluşları arasında mekik dokumakla geçecek. Bu süreçte tedavim için canla başla çalışan doktorlar başta olmak üzere bütün sağlık çalışanlarına, bütün kaprislerime katlanan sevgili eşime ve tabi ki sabahın köründe de olsa sağlığımdan endişe duyarak kendisini en güzel rüyalarından mahrum bırakan sevgili oğluma kocaman teşekkürler.
Yazılarıma geri dönmek için kısmet bugüneymiş diyerek son günlerde yaşadığımız birkaç başlığı art arda sıralayalım.
Marta Kos’un Ankara ziyareti Türkiye’de pek yankı uyandırmadı. Özellikle muhalif çevreler bu ziyaretten somut bir sonuç çıkmamasını diğer ifadesi ile gümrük birliğinin yeniden müzakereye açılması, vize serbestisi, vb. konularında adım atılmamış olmasını öne sürerek kendilerince haklı gerekçelerle eleştirdiler.
Bu eleştirilere kısmen katılmakla birlikte öncelikle sembolik anlama dikkat çekmek isterim. Bazı STK’larla yaptığımız Brüksel ziyaretlerimizde üzüntüyle tanıklık ettiğimiz olgu, Türkiye meselelerini tartışmak için “iyi komşuluk ilişkileri” komiserliği bünyesinde ağırlanmış olmaktı. Her ne kadar tam üyelik müzakereleri hukuken devam ediyormuş gibi olsa da, siz artık genişlemenin bir parçası değilsiniz görüntüsü açıkça ifade ediliyordu.........
