menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilmece

19 0
10.04.2026

İçinden geçmekte olduğumuz hafta fazlası ile hareketliydi ve hareketli olmaya devam edeceği de kaçınılmaz. Haftanın son günü siz bu satırları okurken büyük olasılıkla Pakistan’ın başkenti İslamabad’da İran ile ABD yıllar sonra ilk kez bir müzakere masasına oturacaklar. Müzakerelerden bir şey çıkar mı bilemiyoruz. Bilinmezliklerin neler olduğuna değinmeden dilerseniz önce o Heyecanlı Çarşamba gecesi ve öncesine dönerek olup biteni anlamaya çalışalım.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, ABD Başkanı Trump İran’da düştüğü bataklıktan kurtulma arayışı içinde, kimine göre dahice, kimine göre (benim de katıldığım şekliyle) cahilce son salvosunu atacaktı. “Size son bir şans veriyorum, uydunuz uydunuz, uymadınız İran medeniyetini bir daha geri gelmemek üzere ortadan kaldıracağım!” mealindeki sözlerin hedef süresi Türkiye saati ile Çarşamba sabahı 03:00’da dolacaktı. Dolayısı ile bütün dünya olduğu gibi hepimiz saat 03:00’a kilitlenerek gelecek haberleri beklemeye başladık. Bir medeniyetin yok edilmesi ifadesi bir yana, bu medeniyetin nasıl yok edilebileceği sorusunu da kendi kendimize sormaya başladık. Doğal olarak hepimizin kafasının içinden dilimize dökmekte korktuğumuz nükleer tehlike geçti.

Süre dolmadan gelen haber hepimizi rahatlattı. Taraflar en azından 15 gün süreyle bir ateşkes üstünde mutabakata ve bu süre zarfında barış koşullarını müzakere etme konusunda uzlaşmaya varmışlardı. En azından daha fazla uykusuzluğa tahammülü olmayan bendeniz pek de........

© Muhalif