menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MÜSLÜMAN HALKLARIN TRAJEDİSİ: LAİK EĞİTİM

53 0
29.04.2026

MÜSLÜMAN HALKLARIN TRAJEDİSİ: LAİK EĞİTİM

Modernleşme trajedisinde, Müslüman halkların yaşadığı en dramatik senaryo, siyasi ricalin muhafazakâr kimliği ile egemen ideolojinin eğitim politikasındaki derin farklılıktır. Görünen bu durum, gelişi güzel bir yapılanma değil, fertten topluma sosyolojik rızanın inşasını temin içindir. La-dinilik olan laiklik, Müslüman toplumlarda tarihsel ve toplumsal olarak dar bir elbise gibi bedenine uymazken, bu elbiseyi halka giymeyi kabul ettirmek, muhafazakâr ricalin boynuna asılmış bir görevdir.

Dindarlar Eliyle Tasfiye Edilen Din

Muhafazakâr ricalin vaziyet ettiği laik devlette laik eğitim, devlete muti ve makbul vatandaşların imalatını yapan modern bir fabrika görevini yerine getirir. Burada esas olan sistemin kendisidir. Alnı secdede, ağzı oruçlu, dili dualı olan yöneticilerin, eğitim sisteminin la-dini laik yapısını koruma hususundaki hassasiyetleri, sistemsel bir mecburiyettir. Çünkü kendisini ölümlü ilah olarak tanımlayan modern devlet, meşruiyetinin ilahi olan otoriteden değil, kendi ürettiği ulusal kutsallardan almak zorundadır. Egemen ideoloji, şeytani bir akılla hareket ederek, ilahi olanı dindar muhafazakâr yöneticiler eliyle, kendi dinini kamusal alandan tasfiye ettirir.

Allah’ın Otoritesinin Yerin Alan Dünyevi Otorite

İnsanlar fıtraten ilahi olsun ya da olmasın, ilahi ya da beşeri belli kutsallara saygı duyarlar. Laik eğitimin gayesi de, dinin tasfiye edildiği boş alanları üretilmiş ulusal kutsallar ile doldurmaktır. Nerdeyse bebek yaşta denilecek nesiller, laik eğitim tezgâhından geçirilerek, üretilmiş ulusal kutsallara........

© Mir'at Haber