BÜYÜK ŞEYTANIN GÖLGESİNDE MANEVİ ARINMA MÜMKÜN MÜ?
BÜYÜK ŞEYTANIN GÖLGESİNDE MANEVİ ARINMA MÜMKÜN MÜ?
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan modern dünya düzeni, insanlığa barış, istikrar ve küresel refah vaat ederken aslında tarihin gördüğü en organize ve yapısal zorbalığın temelini atıyordu. Bu düzenin mutlak hakimi, küresel sömürü çarkının başaktörü olan Amerika Birleşik Devletleri, hegemonik gücünü pekiştirmek adına gittiği her coğrafyaya demokrasi, özgürlük ve insan hakları ambalajıyla girdi. Ancak bu sahte vaatlerin pratik karşılığı, sömürülen topraklar, çalınan gelecekler, harabeye dönen şehirler, kan ve gözyaşından başka bir şey olmadı.
Emperyalizm, işgal ettiği topraklarda tek başına hareket edemeyecek bir asalak olduğu için, işlediği tüm zulümleri, soykırım ve katliamları o coğrafyalarda bulduğu yerli işbirlikçilerin ve kukla rejimlerin yardımıyla icra etti. Küresel gücün azgınlığı, dünya devletlerine sözünü dinletmesiyle doğru orantılı olarak arttı ve sömürdüğü her yerde pervasızca, hukuksuzca davranmasına yol açtı.
Bu boyunduruğun en acı ve sarsıcı hissedildiği yer ise hiç şüphesiz halkı Müslüman olan ülkelerin içine düştüğü zillet durumudur. Bu ülkelerin iktidarları, küresel emperyalizmin ve büyük şeytanın karşısında adeta sesleri solukları kesilmiş, iradeleri ipotek altına alınmış birer muti bende gibi koltuklarında oturmaktadır. İşin en tezat ve dehşet verici tarafı ise, bu liderlerin her birinin Müslüman olduğunu gür sesle beyan etmesi, kameralar karşısında........
