KIRIK CAM TEORİSİ
Yıllarca anaokulu işlettik. Okulda mum bile yakamazdık, yangın alarmı devreye girerdi çünkü. Her sene yangın tatbikatı yapardık. Katlardaki yangın tüpleri bitti mi diye kontrole gerek yoktu. Süresi doldumu firmalar arar hatırlatırlardı. İtfaiye, belediye, Sağlık Bakanlığı sürekli teftiş eder her konuda uyarırlardı. Tavsiye almak canımızı sıkmaz, aksine içimizi rahatlatır, önlemimizi arttırırdı. Yani kocaman bir zincir var güvenlik için. Bu zincirin halkası bir çok insan. Sorumluluk duygusu ile herkes görevini yapsa birinin gözden kaçırdığını diğeri tamamlar zaten. Suçlu bulmak kolay, sorumluluk almak, aldığının hakkını vermek zor. Her etiket bir sorumluluk oysa ki.
Milli yas tuttuğumuz gün düşündüm artık yaslarımızın bayramlarımızdan fazla olmaya başladığını. Ölen onlarca çocuğumuzu düşündüm. Böyle bir olay yaşayacaklarını bilseler kendilerini suçlarlardı mutlaka. Keşke gitmek istemeseydim, acaba yangın benim istediğim patates kızartması yüzünden mi çıktı, annemi üzmeseydim bunlar olmazdı..derlerdi büyük ihtimalle. Çünkü çocuklar yaşanan her olayda kendilerini suçlarlar. Sonra büyüdükçe geçmeye başlar bu his. Hatta o kadar çok geçerki bazı insanlar sadece suçluyu arar, kendilerini hiç sorgulamadan. Facia sonrası tam da bunu izledik ekranlarda. İhmaller zinciri olayda her makam suçu başkasına yüklemenin derdine düştü. Merhametli insanlar da ölenlerin derdine, bense yaşayan çocukların derdine düştüm. Derdim, bir daha böyle bir olay olur da çocuklar ölürseden ziyade, çocuklar nasıl sorumluluk sahibi olacaklar, nasıl yaptıkları her işin hakkını verecek, nasıl ihmalkar değil de işinin ehli olma çabasında olacaklar sorularına.
Yüzde doksandokuzu Müslüman ülkemde nasıl oluyor da insanlar bu kadar kolay kul hakkını sırtlayabiliyor. “Hocam Müslümanlıkla ne alakası var, bak Amerika’da koca eyalet yandı ölen neredeyse yok. İnsanlar işini güzel yapıyor,........
© Mir'at Haber
