ORTA-DOĞU’DA DEĞİŞEN HARİTALAR
ORTA-DOĞU’DA DEĞİŞEN HARİTALAR
Düşünce hayatının ölü olduğu yerde, ekonomik hayat ve maddi varlık da yavaş yavaş yok olmaya ve ölmeye mahkûmdur. İnsanoğlu, düşünceyle gelecek zamanın karanlığını az çok yenmiş ve önünü ışıtmıştır her zaman… Orta-Doğu’da kültür, ruh, ekonomik ve siyasi bağımsızlık idealini, yapısında taşıyan bütün bir diriliş atılımının yokluğu, İslam dünyasının bugünkü buhranının gerçek nedeni olmuş ve bu buhran hala da devam etmektedir.
Arap ülkelerinde gönül harareti, heyecan, hareket ve şevki yitmiştir. Acem diyarında (İran’da) koyu bir mezhep taassubu içinde fikri yükseklik ve derin düşünce son bulmuştur. Onun yerine şekilcilik almıştır. Afrika ülkelerindeki insanların gelecek vaat edecek durumları pek görünmüyor. Ancak Dicle ve Fırat, insanlığı kurtaracak kahramanlara susamış ve insanlığa yol gösterecek önderleri beklemeye başlamıştır.
Politika, bir bilim ve sanattır aslında. Bir yüzü bilgiye, bir yüzü davranışa ve bir yüzü de halktan kopmamaya bakar ve ona dayanır… Ancak her şeyden önce bir ahlaktır politika… Doğu dünyası, birçok alanda olduğu gibi politika ve particilik alanında da sınıfta kalmıştır ne yazık ki… İktidara gelen, koltuğa zamkla yapışır gibi yapışmış ve ancak ölüm, onu bu koltuktan koparabilmiştir.
İslam toplumunda ilk ve temelli umutsuzluk, Peygamberin vefatıyla başlar. Devlet başkanlığı ya da Halifelik konusunda gündeme gelen tartışma ve ihtilaflar, daha sonraki çağlarda sürüp gider hep…
Her ne kadar Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı devletinde, istisnai bazı devlet adamları ve halifeler, iktidara gelip belli bir dönem için Müslümanlara mutluluk rüzgârlarını estirmişlerse de, toplumun yönetilmesi konusunda başlatılan tartışma, eleştiri ve münakaşalar, günümüze kadar daima devam etmiş ve belki bundan sonra da sürecektir…
Suriye’de meydana gelen olaylar, bazı kesimlerin ayranının kabarmasına ve hayal görmelerine neden........
© Mir'at Haber
