İKİ KÜLTÜR ARASINDA YAŞAMAK
İKİ KÜLTÜR ARASINDA YAŞAMAK
Kültür’ün belli bir düşünce, inanç ve ahlak ile yaşama olarak anlaşıldığını hemen herkes söylemektedir. Batı kaynaklı bu kelimeyi, ister istemez benimsemek zorunda kaldık. Çünkü, düşünce sisteminde bu kavramı açıklayan irfan ve umran gibi kelimeler, Batı bilgi ve kavram sisteminin zihinlere yerleştirilmesiyle kullanılamaz hale gelmişti.
Kültür ve Hayat Tarzı
Kültür kavramı ile hayatın belli bir düzen ve içine girdiğini ve anlam kazandığını kabul etmek durumundayız. Çünkü insan önce inanır, düşünür ve ondan sonra da belli bir hayat sistemine adapte olur. Bu arada, inanç ve kültürün belli bir alışkanlık ve normlar sistemi halinde gerçekleşmesiyle birlikte gelenek ve örfler yaşama kuralı olarak toplumda yerleşir. Hiçbir kültür, dini inanıştan kendini uzak tutamaz. Çünkü din, hayatı çok köklü bir şekilde etkilemekte ve insan davranışlarına bir ölçü ve düzen getirmektedir. Pozitivist ve Nihilist görüşler, din ve ahlak konusuna önem vermeyip, onu bağnaz bir faktör gibi görse de şimdiye kadar din kadar insan toplumlarının sevgi ve saygısını kazanmış başka bir kurallar sistemi ortaya çıkmamıştır.
Aslında hangi değerlerin insanlar tarafından benimsendiğini ve uygulandığına baktığımızda, yine din ve ahlak ikilisinin toplumlar üzerinde en etkili ve belirleyici kurallara sahip olduğunu görebilmekteyiz. Bu iki kavramın da menfaat, çatışma ve ayrımcılıktan uzak değerler olarak, insanları huzurlu ve samimi bir hayat sistemi içerisinde........
