menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İMAMLIK NEDİR, NE DEĞİLDİR?

89 0
09.09.2026

İMAMLIK NEDİR, NE DEĞİLDİR?

  Prof. Dr. Celal Kırca

Bir gönül dostum, sohbet esnasında, çok yakından tanıdığı bir yerleşim yerinin yöneticisine, mezun olduğu okulu da dikkate alarak, imamı bulunmayan bir camide, imam tayin edilinceye kadar dilerse imamlık yapabileceğini söylemiş. Ne var ki bu teklif, o yöneticiyi ziyadesiyle rahatsız etmiş ve kendisini incitmiş. Teklifi yapan dostum da onun bu tavrına hayret etmiş. Bu hatırayı ondan dinlerken bir an düşüncelere daldım ve geçmişe gittim. Birden, emekli büyükşehir belediye başkanlarından birinin, görevde bulunduğu yıllarda hiçbir komplekse kapılmadan, samimiyetle ve içtenlikle imamlık yaptığını, cemaate namaz kıldırdığını hatırladım.

Buna karşılık, imamları küçümseyen, onlarla ilgili fıkralar anlatmayı bir eğlence konusu hâline getiren insanlarla da karşılaşmıştım. Nitekim yaptığım bir otobüs yolculuğunda, kendisini avukat olarak tanıtan bir kişinin yol boyunca imamlarla ilgili fıkralar anlatarak onlarla alay ettiğini ve bundan büyük bir keyif aldığını görmüştüm. Nihayet ona, “Ben de imamım; imam-hatip mezunuyum ve din bilgisi öğretmeniyim.” dediğimde, yüzünün bir anda aldığı şekli hâlâ hatırlıyorum.

Almanya’da işçi olarak çalışan ve imamları sık sık tenkit eden bir komşumun bana anlattığı bir hatıra da zihnimden hiç silinmedi. Bir yılbaşı öncesinde Alman bir babanın, çocuklarının sempati duymalarını sağlamak için aldığı hediyeleri bir papazın eliyle onlara verdirdiğini görünce duyduğu mahcubiyeti anlatmıştı. Ayrıca kısa dönem askerlik yaptığım sırada da imamlarla ilgili pek çok fıkranın anlatıldığına bizzat şahit olmuştum.

Bütün bu hatıralar, bana imamlığın toplumumuzda yeterince anlaşılmadığını; hatta zaman zaman küçümseyici ve alaycı bir bakışın konusu hâline getirildiğini düşündürdü. Oysa tarih boyunca İslâm toplumunda önemli bir yere sahip olan imamlık, sadece bir meslek veya namaz kıldırma görevi olarak görülmemiştir. İmam, aynı zamanda dinî hayatın toplumla buluşmasına vesile olan, bulunduğu çevrede insanlara rehberlik eden önemli bir hizmet insanı olmuştur. Bu sebeple imamlığın ne olduğu ve ne olmadığı üzerinde yeniden düşünmenin, bu müesseseyi doğru anlamanın ve toplumdaki yerini yeniden değerlendirmeye çalışmanın gerekli olduğu kanaatine vardım.

İmam kelimesi; önde duran, kendisine uyulan, yol gösteren ve rehberlik eden kişi anlamına gelir. Bu sebeple imamlık, kelimenin aslî anlamı itibarıyla yalnızca namaz kıldırmayı değil, aynı zamanda insanlara önderlik etmeyi ve onlara yol göstermeyi de ifade eder. Kur’an-ı Kerim’de imam kelimesinin, insanlara rehberlik eden kimseler için kullanılması da bu bakımdan dikkat çekicidir. Nitekim Hz. İbrahim, çeşitli imtihanlardan başarıyla geçtikten sonra Allah tarafından insanlara imam kılınmıştır: “Şüphesiz ben seni insanlara imam kılacağım.” [1] Bu ifade, imamlığın yalnızca şekilsel bir görev olmadığını; ilim, ahlâk, adalet ve sorumluluk gerektiren bir konum olduğunu göstermektedir.

İslâm kültür ve düşünce tarihinde de imam kelimesi sadece namaz kıldıran kişiler için kullanılmamıştır. Büyük âlimlere, ilimde ve düşüncede öncülük ettikleri, insanlara yol gösterdikleri için imam denilmiştir. İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe bunun en belirgin örneklerinden biridir. Ona “İmam-ı Âzam”, yani “en büyük imam” denilmesi, namaz imamlığı yapmasından dolayı değil; fıkıh alanındaki derin bilgisi, ortaya koyduğu yöntem ve kendisinden sonra gelen nesiller üzerindeki büyük etkisi sebebiyledir. Aynı şekilde İmam Mâlik, İmam Şâfiî,........

© Mir'at Haber