menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MISIR’DA EMPERYALİST TUĞYAN: İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİNDE KÜLTÜREL HEGEMONYA (7)

18 0
24.08.2026

MISIR’DA EMPERYALİST TUĞYAN: İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİNDE KÜLTÜREL HEGEMONYA (7)

Geçen sene bizzat adımladığım, antik tarihin ve vahiylerin en sıcak cephesi olan Mısır toprakları, benim için alelade bir seyahat değil; Fecr Suresi’nin o sarsıcı âyetlerinin ete kemiğe büründüğü canlı bir tefekkür meclisi oldu. Kur’ân’ın binlerce yıl öncesinden önümüze koyduğu o “yerel ve küresel helak yasasını” yerinde incelemek ve ilâhî adalet aynasına bakmak, bir ilim talebesi olarak zihnimde belirgin şimşekler çaktırdı.

Akdeniz’in o mağrur ve Mısır devletinin entelektüel şehri İskenderiye (Alexandria), benim için alelade bir sahil şehri değil; tarihin sarsıcı kırılma hatlarını barındıran canlı bir ibret meclisi oldu. Büyük İskender’in M.Ö. 331’de kurduğu, antik dünyanın en büyük kütüphanesine ve deniz fenerine ev sahipliği yapmış bu kadim merkez, felsefî ve siyasî kibrin (tuğyanın) her asırda biçim değiştirdiği muazzam bir laboratuvardır.

Şehrin İslâm’la tanışması, askerî ve siyasî zekâsıyla meşhur sahabi Amr bin Âs’ın fethiyle olmuş, asırlar sonra Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır seferiyle de İskenderiye adaletli bir Osmanlı limanına dönüşmüştür. Batılı tarihçilerin sömürgeci bir dille “Osmanlı işgali” diye nitelemeye çalıştığı o 400 yıllık dönem, aslında İskenderiye’nin Akdeniz’deki en huzurlu, korsanlardan azat ve mimarî olarak ihya edildiği altın çağıdır. Osmanlı, şehri bir sömürge gibi yağmalamamış, aksine fethi adalet mizanıyla taçlandırmıştır.

İskenderiye’nin Osmanlı idaresinden sonraki süreci........

© Mir'at Haber