Bilim Adamı İle İlim İnsanı (Âlim) Aynı Nitelik Taşıyan Kimseler midir?
Soru: Hocam! Kafam iyice karıştı. İlim veya bilim ile uğraşan uzmanlara, akademisyenlere ne demeliyiz? Bunlar aydın mıdır? Münevver midir? Bilim insanı mıdır? Âlim midir? Kısacası kaç çeşit bilim veya ilim insanı vardır?
Ârif: Eskiden bilim insanlarına ulemâ denilirdi yani ilim erbabı. Soruna kapsamlı bir cevap verebilmem için, ilk önce ilim nedir üzerinde durmalıyız. İlmin bir yönü müspettir. Yani burada ilmî gerçekler, bilimsel ve zâhirî yönüyle ispatlanır. Diğer bir yönü de bunu tamamlayan manevî açılımdır. Buna göre iki çeşit âlim vardır diyebiliriz. Biri bilimselliği ile bilinen bilim insanı, diğeri de hadiselere hakikat ve maneviyat penceresinden bakan ilim insanı.
Soru: İsterseniz ilk önce bilimsel bilim ile iştigal eden bilim insanlarının özelliklerinden bahsedelim. Bunlara herhalde bugün pozitivist bilimciler diyoruz, doğru mu? Peki, geçmişte de bu kesim var mıydı? Bunlara o zamanlar ne deniyordu?
Ârif: Geçmişte bu zümreye ulemâ-yı rüsûm denilirdi. Rüsûm, resimler demektir. Yani bu bilim insanları, işin resminde kalan, yani manaya dayalı metinleri bile manasından uzak olarak bilgi yükleyenlerdir. Yani pozitivist bilim insanı, psikoloji, ilahiyat gibi ruh ve mana ilmiyle meşgul olsa dahî manadan ve maneviyattan bihaberdir. Bunlardan bazıları, akıl erdiremedikleri metafizik konulara bütünüyle mesafeli olmaları ve hatta inkârcı bir tutum sergilemeleri sebebiyle cahil hükmündedir.
Soru: Peki, sizin ifadenizle hadiselere hakikat ve maneviyat penceresinden bakan ilim insanın özelliği nedir?
Ârif: Eskiler, bu âlimlere ulemâ-yı muhakkikin derdi. Bu âlimlerimiz, müspet bilimlerin ötesinde iman ve İslâm’ın sancaktarını yapan, insanlara hakikî ilmin yol ve yöntemini gösteren mürşit veya âriflerdir. Maneviyat büyüklerimiz olarak da tanımlayabileceğimiz bu âlimler, hakikatten ve muhabbet-i ilâhîyeden haberdar olduklarından ve hatta bu hakikî ilme âşinâ kılındıklarından dolayı Hak üzere konuşur, Hak’la bilir, Hak’la söyler ve Hak üzere gider. Hakk’ı kâim kılmak için gayret eder,........
