FARK EDENE HAYATIN TÜMÜ İBADETTİR
FARK EDENE HAYATIN TÜMÜ İBADETTİR
“Sahi siz, âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?” (Saffât, 37/87)
“İyi bilin ki sahip olduğunuz nimetlerin hepsi Allah’tandır.” (Nahl, 16/53)
“Yeryüzündekilerin tümünü sizin için yaratan, O’dur O…” (Bakara, 2/29)
Oysa biz insanoğlu, sahip olduğumuz her şeyi, bizim sanırız. Ama aldığımız o nefes bile bize emanet. Peki bize ait hiç bir şeyimiz var mı? Candan, maldan, eş ve evlattan, yediğimiz ekmek, yemek, sebze ve meyveden, bize hayat veren su, güneş, toprak ve havadan… Ne gezer? hepsi, evet hepsi emanet. Rabbin emaneti. (bkz. Ahzab33/72)
“Sizi topraktan ve ondan süzdüğü bir damla sudan yaratan ve bir ömür boyu yeryüzünde yaşamanızı, orayı imar etmenizi isteyen O’dur. O hâlde, gelin bunca ikramı için O’ndan bağışlanma dileyin, sonra da tüm ruhunuzla/akıl, irade ve vicdanınızla O’na yönelin! Unutmayın ki, Rabb’im size şah damarınızdan daha yakındır, her duâya, her ibadete, her şükre/teşekküre mutlak karşılık verir.” (Hûd,11/61)
İbadet, insanın Allah’a duası, vahiy/Kur’an ise Allah’ın insana duasıdır/davetidir ki, akla, iradeye ve ahlâka rehberlik ede.
İbadet , varlığın, varlığımızın dilidir, duasıdır, teşekkürüdür.
Bütün kainat Allah’a secde eder. O’nun koyduğu statik yasa üzere varlık anlam ve amacını otomatik yerine getirir. Tabiattaki zerreden kürreye, her bir varlığa Yaratıcının attığı format, onların tesbihidir/ibadetidir. Allah’ın attığı boya, değişmez, solmaz ve ancak bu kadar güzel, uyumlu ve estetik olabilir. Tohuma attığı, çekirdeğe koyduğu o imza nasıl bir imza ki, aynı toprak, aynı su ve aynı güneşten beslendiği halde hepsinin fidesi, fidanı, ağacı, dalı, yaprağı ayrı ayrı. Ya ürünü, meyvesi, sebzesi, her birinin rengi, tadı, kokusu, aroması buram buram farklı…Ve değişmeyen bir tesbih, %100 itaat ve mutlak ibadet; akıl, irade ve vicdandan mahrum o hayvanlardan, o ekinlerden, o sebzelerden, o meyvelerden ve tüm varlıktan… Fıtrat, format, yaratış muhteşem! İtaat, teslimiyet ve ibadet de tam, eksiksiz ve mükemmel. Çünkü yasa statik, standart ve değişmez otomatik pilot adeta…
Allahu ekber! Allahu ekber!
Peki, ya insan? Dinamik yasa ile hür, özgür ve bağımsız insan. Çünkü ruh/akıl, irade ve vicdan sahibi… Sistemine kurban olduğum Allah, kendi yasasına, sistemine, sünnetullahına, verdiği akla ve iradeye saygılı… Zorlamıyor…
Allahuekber, Allahuekber!
“Unutmayın ki Allah’ın sünnetinde/yasasında herhangi bir değişiklik bulamazsın, evet evet, Allah’ın sünnetinde/yasasında herhangi bir sapma da bulamazsın.” (Fatır,35/43; İsra,17/77;Fetih,48/23;Ahzab,33/62) O halde o değişmez yasası/sünnetullahı gereği. “Dinde (imanda, ibadette, düşüncede ve dini kabul edip etmemekte şiddet, baskı ve) zorlama yoktur.” (Bakara,2/256) Çünkü zor altındaki iman, iman olmaz, ibadet, ibadet olmaz. Belki gizli-saklı bir münafık olur.
Haram, günah, suç, kötülük ve ahlâksızlık ayıptır, alçaklıktır…
Ve hiçbir ibadet, bunları yıkayıp temizleyen bir çamaşır makinası değildir. Hali güzel hale, ahlâkı güzel ahlâka dönüştürerek yapılan tövbedir bu günahların deterjanı.
İbadetler, amaç değil; güzel ahlâk için araçtır.
İbadetler, irade eğitimidir ve ahlâk takviyesidir…
Allah’ın duası Kur’an ile, büyük emaneti akıl ve irade ile hayatımızı taabbud ve ibadete dönüştürmeye var mıyız? niye olmasın? elbette layığız ve hazırız inşallah…
Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.
Mirat Haber – YouTube
