EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÜRETTİĞİ NESLE BİR BAKALIM
EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÜRETTİĞİ NESLE BİR BAKALIM
Orta, lise ve üniversitelerin açıldığı şu günlerde gençlerimizin hâli pür melâlini masaya yatırmak geldi içimden… Evet, gençlik, bir toplumun dinamiğidir. Bu dinamik unsurun maddi ve manevi donanımlı olması, hayatî bir öneme haizdir. Çılgın, zinakâr, hayatı umursamayan, gayesiz, geleceğe ait tasarımları olmayan, ufuksuz, üretmeyip hep tüketen bir gençlik, toplumun sırtında bir kamburdur. Zamanında çaresine bakmadığı, gençliği başıboş bıraktığı için de toplum, bu kamburun altında ezilmeye mahkûmdur.
Sen Türkiye’yi mamur hale getir, çöpten kurtar, suya kandır, her tarafını yemyeşil yap, Cumhuriyet döneminde yapılan yol ve raylı sistemi on katına, yirmi katına çıkar, dört saatte gidilecek yeri yarım saatte kat edilir hâle getir, hızlı trenle Konya-İstanbul arasını dört buçuk saate indir…onun umurunda değildir. Sen yönetici olarak ne kadar dindar olursan ol, mevcut rejim, laik/seküler nesil üretmektedir. Yirmi beş yılda şu üniversite gençliğine yapılan, daha önceki hiçbir dönemde yapılmamıştır. Okul harçlarından tut, yemek parasına, burslarına ve ulaşımına varıncaya kadar her alanda müthiş bir iyileştirme getirilmiştir. Ama bu üniversite gençliğinin u’i seküler dünya görüşüne sahip. İslam esaslarına dayalı bir sisteme karşı. Çünkü bunların kafa ve gönülleri aç. Karınlarına verilen önem kafa ve gönüllerine verilmedi. Yani bu rejim, geminin kaptan köşkünde kim oturursa otursun, kendi adamını üretti. Geminin rotası değişmedikçe kaptan değişiklikleri, gerekli dönüşümü gerçekleştirecek Müslüman bir nesil inşa edemedi.
Bugün gençliğin önünde, kişiliğini ve kimliğini kazanmaya engel ve açık bir tehlike olarak ideolojik dayatma durmaktadır. Bugün ilkokuldan üniversiteye kadar bütün okullar, 5816 sayılı kanuna sırtını dayayan resmî ideolojinin sultasındadır. Bu sulta altında gençlik, “laik, seküler, şoven, statükocu, kendi değerlerine düşman, düşmanın değerlerine hayran” olarak yetişmektedir.
“Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir gençlik”ten söz edilir, fakat fikri de irfanı da vicdanı da ipotek altında bir gençlik, ideolojik dayatma tezgâhından geçirilerek “yığınlar” halinde topluma kazandırılır. Bizler de bu tezgâhtan geçtik fakat elhamdülillah imalat hatası olarak bu toplumda yerimizi aldık. İlkokuldan başlayıp üniversiteden mezun olup da dünya görüşü olarak Kitap ve Sünnet temeline dayalı bir nizam için çırpınan bütün kardeşlerimiz de birer imalat hatasıdır. Ne mutlu onlara!!!
Bu eğitim sistemi içerisinde........
