CHP’NİN SİYASİ HAYATTAN KÖKÜ KAZINMALI, KAPATILMALI
CHP’NİN SİYASİ HAYATTAN KÖKÜ KAZINMALI, KAPATILMALI
Evet, yanlış duymadınız. CHP, siyasi hayattan tamamen sökülüp atılmalı. Kapısına, bir daha açılmamak üzere kilit vurulmalıdır. Selanik kökenli olmaktan kıvanç duyan önde gelenleri de vakit kaybetmeden hemen Selanik’e gönderilmelidir. Yeter artık Türk milletinin bu CHP zulmünden çektiği!!!
Devlet, milletin teşkilatlanmış şeklidir. Milleti idare edenler, milletin değerleriyle kavgalı olamazlar. Ama bu CHP gürûhu, kurulduğu ilk günden beri bu milletin değerleriyle kavgaya başlamıştı. İngilizlerin güdümüne girerek başta, Hilafeti kaldırmak ve Şeriatı ilga etmekle, en büyük ihaneti yaptı. Harf devrimiyle, koca bir milleti bir gecede cahil bırakarak geçmiş kültürüyle irtibatını kesti. İslamî ne kadar kurum varsa hepsini yok etti. Ezana müdahale etti, camileri ahır ve fuhuş yuvalarına çevirdi, gün geldi ülkede cenaze kaldıracak hoca bulunamaz oldu. Şapka giymeyenlerden idam edilenler oldu, Kur’an öğreten hocalar, önce karakollarda dipçikle hizaya getirilmek istendi, ısrar edenler meydanlarda darağaçlarında sallandırıldı. İşte cumhuriyetin kurucu unsuru olmakla övünen bu partinin tarihine baktığımızda cinayet ve İslam düşmanlığı ile kirli ve kanlı bir geçmişine şahit oluyoruz.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, 18 Nisan 1920 günü, halk arasında “Üç Aliler divanı” olarak isimlendirilen, Kılıç Ali, Necip Ali ve mahkeme başkanı Kel Ali’den oluşan İstiklal Mahkemesi kuruldu. Ancak, Ali’lerin üçü de hukukçu değildi.
Halk, ara ara haklı olarak; “Eğer hilâfet kalkarsa dinimiz elden gider” diye ayaklanıyordu ama her ayaklanmanın sonu mutlaka İstiklâl Mahkemesinde, oradan da yine mutlaka darağacında bitiyordu. 1921 yılında Konya’da Hilafet yanlısı gösteri yürüyüşü yapılınca Ankara’da Meclisten oy çokluğuyla çıkan karar korkunçtu. Kararda Konya’nın tümüne irticacı deniyor, hatta tüm Konya’nın tutuklanması emrediliyordu! Bu karar tarihe şu sözlerle geçti: “Bütün bir Konya bölgesi irticaya müsait bir bölge olduğundan ve gericiliğe müsait bir zemin oluşturulduğundan Konya halkının bütünüyle tutuklanmasına!”
İstiklâl Mahkemesi, bu emir üzerine harekete geçti. Üç üyeli gezici mahkeme, Konya’ya gitti ve sadece üç gün içinde, Konya bozkırında 2 bin 300 kişi tutuklandı. Tutuklananlardan 805’i, üç gün içinde idam edildi. Olayın ardından tarihe şu sözlerle not düşüldü: “Konya merkezde 2 bin 300 kişi tutuklanmış, 805 kişi üç gün içinde idam edilmiştir. 1495 kişi de kürek, kala, bende ve ömür boyu gibi çeşitli cezalara çarptırılmışlardır.” Konya’da İstiklal Mahkemeleri toplam 6529 kişiyi idam etti. (TBMM Arşivi, Konya İstiklal Mahkemeleri T2 dosya no:274 Karar defteri 4, 2/B, Karar No:276)
CHP Afyon Milletvekili Kel Ali‘nin başkanı olduğu Ankara Gezici İstiklal Mahkemesi, şehir şehir dolaşıp Şapka Kanunu’na karşı gösteri yapanları asıyor. Hükmü, yanlarında taşıdıkları cellat Kara Ali yerine getiriyordu. Katliam ekibi, 3 otomobille seyahat ediyordu. Birinci otomobilde 3 CHP milletvekilinden oluşan Üç Aliler Divanı bulunuyordu: Kel Ali, Kılıç Ali, Necip Ali. İkinci otomobilde yine bir Ali vardı. Manastırlı cellat Kara Ali ve yedeği… Üçüncü otomobilde ise bu katliam ekibinin korumaları, askerler bulunuyordu.
İstiklâl mahkemesinin celladı Kara Ali, “Sadece ben 5216 kişiyi idam ettim” demişti yıllar sonra. Ancak tam sayı ne yazık ki hâlâ bilinmiyor; belki de hiç bilinemeyecek. “Sanığın idamına, şahitlerin daha sonra dinlenmesine” şeklinde yargılama yaparak dünyanın en hukuksuz kararlarını uygulayan bu acûbe İstiklâl Mahkemelerinin görevi, 7 Mart 1927’de sona ermişti.
Geçmişi bu denli cinayet ve mukaddesat cellatlığı ile dolu bir partinin bugününde de değişen bir şey yok. Aynı İslam düşmanlığı ve Müslümanları bir bardak suda boğma barbarlıkları hâlâ devam etmektedir. Bunlara bir de belediyeler yoluyla kamu malını yağmalama ve personel olarak alınmış genç kadınlarla fuhuş yapmak eklenmiştir. Bu zinacılar, 1946’da Türkiye’ye getirilen dünyanın en büyük savaş gemisi Missouri ve fırkateynler (6. Filo) için Taksim Abanoz Sokağı’ndaki genelevleri kadınlarla doldurup Amerikalı askerlerin altına yatıranların torunlarıdır. Bunlara göre fuhuşlu hayat, bir çeşnidir.
19 Mart 2025 tarihinde başlayan süreçle CHP’li belediyelerdeki yolsuzluktan dolayı tutuklanan belediye başkanı sayısı 17’ye ulaştı. Türkiye genelinde gözaltına alınan belediye çalışanı 500’den fazla, tutuklananlar da 200’den fazladır. Özellikle İstanbul ve ilçelerinin ağırlıkta olduğu bu gözaltına alınanlar ve tutuklananlar, “İstanbul nimet nimet” diyerek kendi siyasi geleceği ve maddi çıkarı için halkın parasını bavul bavul aşıran Ekrem İmamoğlu suç örgütünün işbirlikçilerinden oluşmaktadır.
CHP’li belediyelerdeki bu yağma ve kadın ilişkileri, tarihten gelen İslam’a kinleri, Müslüman mahallesinde ısrarla salyangoz satmaları ve kendi değerlerine düşman, düşmanın değerlerine hayran olmaları onların bir parti değil, “Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir” olduğunun belgesidir. Ayrıca “Din düşmanlığının kalıcı ve kurumsal halidir.” Bir itikat ve milli güvenlik sorunudur. Öyleyse acilen siyasi hayattan sürülüp atılması ve kapatılması elzemdir. Böylece onlara sadece belediyeler değil Türk devlet idaresi de bırakılmamış olur. Allah göstermesin bu gürûh yanlışlıkla iktidara gelse, Türkiye’ye neler yapmazlar? En az elli yıl geriye götürürler. Müslümanlara yapacakları zulümler de cabası.
Ayrıca bugün gelinen noktada anlaşıldı ki, tüm belediyecilik sistemi kaldırılmalıdır. Çünkü gelen orayı arpalık görüyor, milletin parası yağmalanıyor. Zaten bizim Türk geleneğinde çift başlı yönetimler sıkıntı doğurmuştur. Üç yıl kaldığım Hollanda’da, il yönetiminde iki başlılık olmadığını gördüm. Halk belediye meclisini seçiyor, cumhurbaşkanı yetkisinde olan kral da illere belediye başkanlarını atıyor ve iller bu şekilde idare ediliyor. Devlet ayrıca vali atamıyor. Kralın atadığı Başkan, belediye meclisiyle beraber ili yönetiyor. Bizde de halk belediye meclis üyelerini seçsin, devletin atadığı vali de bu meclisle beraber illeri yönetsin. İlçeleri de kaymakam yönetsin. Böylece devletin giderleri düşer, makam sayısı azalır, kontrol da daha kolay olur. Köyler hariç tüm mahalle muhtarlıklarının da kaldırılması gerekir.
Aslında Bu kurumların ayrı olması sorun değil de giderlerin ve kurumların azalması, kontrolün daha kolay olması, çift başlılığın giderilmesi açısından belediyelerin valiliklere devredilmesi iyi olur. Asıl sıkıntı, bu kurumların her hangi birisinin CHP’nin elinde olmasıdır. CHP nereye el atsa kurutuyor. Hırsızlık, yolsuzluk, haraç, rüşvet, çarpık ilişkiler, taciz, ne isterseniz var. Sorunun kökü CHP dir. Bundan dolayı CHP’nin bu ülkeden tamamen silinmesi, kökünün kurutulması lazım. CHP bitmeden zulüm bitmez… Bitmeeez… Bitmez… Gerisi lafı güzaf. Teemmül oluna.
Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.
Mirat Haber – YouTube
