DEİZMİN CAZİBESİNDE MÜRTET OLMAK
DEİZMİN CAZİBESİNDE MÜRTET OLMAK
İslâm’ın ilk muhatapları Allah’ı (cc) kabul etmeyen, Risalet kurumu ve gaybla ilgili hiç malumatı olmayan ateist insanlar değildirler. Nitekim Kur’an-ı Kerim de onların Allah’ı (cc) bildiklerine şu ayet-i kerime ile açıklık getirilmiştir: “(Resulüm! Onlara) De ki: ‘Eğer biliyorsanız (söyleyin bana) o yeryüzü ve içinde (bulunan)lar kimindir?’ ‘Allah’ındır’ diyecekler. ‘O hâlde (ona itaati) düşünmüyor musunuz?’ (Yine sor:) ‘Yedi göğün Rabbi ve büyük arşın Rabbi kimdir?’ de. (Hepsi) ‘Allah’dır’ diyecekler. ‘O hâlde (O’na) karşı gelmekten korkup da emrine uymaz mısınız?’ de. ‘Biliyorsanız (söyleyin), her şeyin mülkü (ve idaresi) elinde olan ve O (daima) koruyan, kendisi korunmaya muhtaç olmayan kimdir?’ diye sor. (Yine) ‘Allah’tır’ diyecekler. O hâlde nasıl büyülenmiş (gibi) yüz çeviriyorsunuz.’ de.” [1] Ayetten de anlaşıldığı gibi Mekkeli müşrikler, Allah’ın (cc) kâinatın sahibi, semavat ve arza hükmeden, evrenin işleyişiyle ilgili kuralları (sünnetullah) koyan aşkın bir varlık olduğunu biliyorlardı. “Allah’ın (cc) rızık verdiğine, varlığımızı devam ettirmemizde çok önemli yeri olan organlarımızın yaratıcısı olduğunu ve ölü tohumdan canlı varlıklar yarattığına” da inanıyorlardı. [2] “Yağmuru yağdıranın” [3] Allah olduğunu ve “tapınmış oldukları putların herhangi bir fayda veya zarar vermekten yoksunluklarını” [4] anlıyorlardı. Fakat bu bilgileri ve inanmaları yeterli değildir. Müşriklerin inançlarındaki yetersizliğe şu ayetler vurgu yapmaktadır: “Ey insanlar! İşte size bir temsil getirildi, şimdi onu iyi dinleyin. Sizin Allah’ı bırakıp taptıklarınız; hepsi bir araya toplansalar dahi asla bir sineği bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, onu ondan kurtarmaya bile güçleri yetmez. İsteyen de aciz, (kendisinden) istenen de. Onlar Allah’ı gereği gibi (anlayıp) takdir edemediler. Doğrusu Allah çok kuvvetlidir, mutlak üstündür. Allah, meleklerden de insanlardan da elçiler seçer. (Bununla birlikte) kesinlikle Allah (her şeyi) işitendir, görendir.” [5] Yüce Allah, bu ayetlerde yaratma konusuna açıklık getiriyor ve yaratmanın kendisinden başka varlıklar için imkânsızlığını beyan ediyor. Ayette tehaddî (meydan okuma) vardır. Yani hiçbir örnek ve hammadde olmaksızın kâinattaki en küçük varlığı bile yaratmanın imkânsızlığı belirtiliyor. Yaratmayı mutlak anlamda elinde tutan Allah (cc), yaratmış olduğu varlıkların hidayeti için insanlardan peygamber göndermesine atıfta bulunup şu mesajı vermiştir: “Yaratmak nasıl ki benim elimde ise yarattıklarımı kendi hâline bırakmamanın tezahürü olarak peygamber ve kitap göndererek onların hayatını tümel ve tekil alanda sevk ve idare etmek de benim elimdedir.” Müşriklerin takdir edemedikleri husus; yaratıcı ilah olarak Allah’ı (cc) kabul etmelerine rağmen hayatın sevk ve idaresinde ona yer vermemeleridir. Yaratmayla hükmün alanının arasını açmalarıdır. Onları böyle kötü bir anlayışa iten farklı gerekçeler olabilir. Zihinlerindeki kutsal anlayışı; Allah’ı (cc) aşkın bir varlık olarak hayata müdahaleden münezzeh bir konuma itmiş olabileceği gibi; böyle bir inancı çevreden de........
