menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DAVET VE TEBLİĞ ÇALIŞMALARI İBADETTİR; ÜCRETE DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİ

9 0
01.08.2026

DAVET VE TEBLİĞ ÇALIŞMALARI İBADETTİR; ÜCRETE DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİ

Cihad; namaz, zekat, oruç ve hacca gitmek gibi farz bir ibadettir. Bazı durumlarda farzı ayın, bazı durumlarda da farzı kifaye olur. Rabbani alimler, Müslümanların ve dinlerinin maslahatı için bu iki fetvadan birini gerektiğinde verirler.  Diğer ibadetlerin bile yapılması cihadın varlığına bağlı olması hasebiyle belki de hepsinden daha önemlidir. Çalışmamızın başında açıkladığımız üzere Hz. Peygamber’in elçilik göreviyle eş zamanlı başlayan cihad, Hz. Adem’den beri bütün peygamberlerin ümmetlerine  tebliğ ettiği en temel ibadettir. Cihadı olmayan hiçbir peygamber olmadığı gibi; peygamberler arasındaki derece farkını belirleyen de cihadlarının büyüklüğüdür. Sahabe de insana şeref kazandıran ibadetin cihad olduğuna inanmış ve inancının yüklediği teklif üzerine amel etmiştir. Süheyl b.Amr ve arkadaşları, Halife Hz. Ömer’e gelip halife yanında niçin değerlerinin olmadığını merak etmişler. Hatta Mekke’de zayıf bulup horladıkları Müslümanlar kadar bile ilgi göremediklerinin nedenini sormuşlardır. Ömer (r.), o zayıf gördükleri kimselere değer kazandıran şeyin cihad olduğunu söylemiş ve aynı konuma gelmeleri için cihad yapmaları gerektiğini belirtip onlara cepheyi göstermiştir.[1]Onlar da bu şerefi kazanmak için halifenin tavsiyesi üzerine orduya katılmışlardır.

Cihadın uygulanacak olan türünü değişen zaman ve şartlara göre rabbani alimler belirlerler. Nasıl ki diğer ibadetlerde hükümleri ve ilmihali kaynaklara müracat ederek alimler belirliyorsa, cihad fıkhını da onlar belirlerler. Ümmet, onların yaptığı fıkha uyar ve böylece keyfiliğe yer verilmez. İslam’ın muhkem bir farzı olan cihad hakkında ilimsiz, fıkıhsız, metotsuz, ilkesiz, plansız, projesiz, kadrosuz ve ahlaksız konuşmak Müslümanlar için çözüm üretmez. Aksine, sorunlarının daha çoğalmasına neden olur. Bu söylediğimiz ilkelerden bağımsız ve keyfi hareket edildiği için İslam dünyasında bir çok yapay sorun üretilmiştir. Cihadla ilgili sorunları üretenler İslam düşmanı kafirler ve onların işbirlikçileridir. Üretilen bu yapay sorunlar sayesinde neredeyse kimse cihaddan bahsedemez hale gelmiştir. Kürsülerden ve ders kitaplarından cihad ibadeti çıkarılmıştır. Bahsedenlerde sadece nefsi müdafa cihadından bahsedebilmişlerdir. Bu duruma en çok sevinenler ise kafirler olmuştur. Çünkü onların bu çalışmaları sayesinde Müslümanlar cihadı ve türlerini literatürlerinden çıkarmışlardır.

 Çeşitli soru ve sorunlarla karşılaşmamak, dinde olmayanları dindenmiş gibi vererek itici bir görüntü oluşturmamak; yaptığımız fıkıhsız davranışlarla İslam ile insanların arasına engeller sokmamak için cihadı Hz. Peygamberin önderliğinde; sünneti çerçevesinde anlamak zorundayız. Cihad olmadan dinin bekasının mümkün olmadığına  iman etmeliyiz.

İnsan diğer ibadetleri yaparken nasıl ki kimseden dünyevi bir değer ve ücret istemiyorsa, aynı hassasiyeti cihad için de gösterip yaptığı bu yüce ibadete karşılık ücret istememelidir.  Bütün ibadetlerin olduğu gibi cihadın sevabını da yalnızca Allah Teala verecektir. Hiçbir peygamber, yapmış olduğu cihada karşılık ücret almadığı için ümmetlerine ibadetlerde ihlas konusunda örnek olmuşlardır. Peygamber Efendimiz de diğer peygamberlerin yolunu izleyip davet ve cihadına karşılık ücret istememiş ve bizlere model olmuştur. Daha açık ifade ile, davete karşılık ücret/para almamak muhkem bir sünnettir. İmanda sadakatin en belirleyici kriteri olan cihad[2]paraya dönüştürülecek olursa,  İslam toplumunun siyasal yapısı istikrarsızlık kazanır. Zalimler, siyasi emellerini bir avuç insan üzerinden yürütürler, Çünkü; hakkı ayakta tutan cihad ücretle beraber belirli bir sınıfın hizmetine verilmiş olur. Bu anlayışın en kötü örneklerini ümmetin tamamının asker olduğu bir toplumdan, devletin emrinde olan askerli topluma geçişin yapıldığı Emeviler’de görüyoruz. Görev ehliyetsiz kimselere verilip imamet saltanata dönüştürüldüğünde ve Hz Hüseyin şehid edildiğinde toplumsal desteğin zalim siyaseti sarsacak boyutta olmamasının nedeni, Müslümanların mücahid millet olma vasfını kaybetmeleri yüzündendir.

Davete karşılık ücret istemek dinen meşru olmadığı gibi, davet esnasında hak ve hakikati gizlemekte yasaktır. Kur’an, daveti gizleyenlerle ilgili şöyle buyurmuştur:  “Göndermiş olduğumuz apaçık belgeleri ve (dosdoğru yola ulaştıran) hidayeti –Biz onları ilahi........

© Mir'at Haber